İklim krizi emekçiyi vurdu
Metin YETİM
İlkim krizinin etkileri mevsimsel döngü ve sürelerin yanı sıra sıcaklıkların da artışına neden oluyor. Bu durumdan en çok sosyo-ekonomik olarak toplumun alt katmanlarındaki emekçiler ve dezavantajlı gruplar etkileniyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün en güncel raporuna göre, dünya genelinde iş gücünün yaklaşık yüzde 70’i, yani 2,4 milyar çalışan, aşırı sıcaklara maruz kalıyor.
Raporda, aşırı sıcaklar nedeniyle her yıl yaklaşık 19 bin işçinin yaşamını yitirdiği ve yaklaşık 23 milyon iş kazasına bağlı yaralanmanın meydana geldiği belirtiliyor. Ayrıca iklim değişikliğine bağlı mesleki risklerin çalışanları kanser, kalp-damar hastalıkları, böbrek işlev bozuklukları ve çeşitli fiziksel yaralanmalar gibi ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bıraktığı vurgulanıyor.
YOKSULLAR ETKİLENİYOR
İstanbul Tabip Odası İklim Krizi Çalışma Grubu Üyesi Doç. Dr. Haluk Çalışır sıcak hava dalgalarının etkilerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği, yaş, göçmenlik ve en önemlisi sınıfsal durumlara göre farklar barındığının altını çizerek çalışma koşullarının sıcak havalara uygun bir biçimde ele alınması ve gerekli düzenlemelerin yapılmasının şart olduğunu söyledi.
Çalışır, sıcak havada emekçilerin çalışma koşullarına dair kapsamlı politika olmadığını vurgulayarak “Çalışma Bakanlığı’nın yayınladığı rehberde dahi dişe dokunur bir şey yok” diyerek eleştirdi. Çalışır, “Ülkemizde sıcaklık ile ilişkili iş kazası ve meslek hastalığı verileri yetersiz olmakla birlikte İSİG Meclisi’nin 2025 yılı raporuna göre, Haziran-Eylül arasında iş cinayetlerindeki artışın sıcak havalardan kaynaklanması muhtemel” dedi.
SICAK HAVA SINIFSALDIR
Çalışır, “28 yaşında bir ek hastalığı olmayan erkek işçiyle, 28 yaşında gebe bir kadın tarım işçisinin aynı sıcaklığa maruz kalmasıyla yüksek sıcaklık ortamında akşam eve gidebilen bir işçi ile bir göçmen arasında fark var. Emekli olmasına rağmen sıcakta çalışmaya devam etmek zorunda kalan milyonlarca yaşlı insan ile genç bir işçi arasında da fark var” dedi. Çalışır, en çok etkilenen grupların başında 65 yaş üzeri yaşlıların olduğunu dile getirerek “Sıkıntılarını anlatabilecek, hastaneye gidebilecek, doktora ulaşabilecek olanakları olmadığı için bir kısmı evlerinde ölü bulunuyor. Bu konuya dair ülkemizde somut bir veri yok ama araştırmalarda gözüküyor” diye ifade etti.
HASTALIK TANIMLANMALI
Çalışır, sıcak havada çalışma koşullarına dair temel ilkeleri hatırlatarak “Sıcakta çalışan insanların sık periyotlarda serinleme alanlarına kavuşması gerekiyor. Mümkünse emekçiler klimalı, gölge bir alanda dinlenmeye ulaşabilmeli. Sıcakta çalışanların mutlaka su ihtiyacının izlenmesi gerekiyor. Açık havada çalışanlar olmak üzere tüm çalışanlar için önemli bir meslek hastalığı ve iş cinayeti nedeni olarak tanımlanmalıdır. Her çalışanın serinleme hakkı tanınmalı ve işkoluna göre, ortam sıcaklığı nem gibi faktörler de göz önüne alınarak güvenli çalışma ve mola süreleri belirlenmelidir. Sıcak alanlarda çalışanlar için uygun kalorileri sağlayacak beslenme sağlanmalı ve düzenle su içme olanakları sağlanmalıdır. Su sağlanması kronik böbrek yetmezliği komplikasyonunun önlenmesinde temel ihtiyacı oluşturmaktadır” dedi.
Sıcakta çalışmanın yaratacağı sağlık risklerinin yanı sıra solunum yolu hastalığı bulunanların da dikkatli olması gerektiğini aktaran Çalışır, “ILO’ya göre dünyada 26 milyon insan sıcakta çalışmaya bağlı kronik böbrek yetmezliğine sahip. Susuz kalma sonucu böbrekler küçülüp işlevini kaybediyor” diye ekledi.
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz