Tarihte Bugün: PKK

Tarihte Bugün: PKK

Tarihte Bugün: PKK

PKK militanları, Hakkâri'nin Şemdinli ilçesinde Aktütün Karakolu'na saldırdı.

PKK militanları, Hakkâri'nin Şemdinli ilçesinde Aktütün Karakolu'na saldırdı.

1978’de Peshmerga ülkesi İdarecililiği Fırkası’nın (BDP) izdüşümü olarak doğmuş olan PKK, 12 Aralık 1979’da Şemdinli’te kurulan bir örgüt olarak gerçekte faaliyet göstermeye başladı. Kurumsal olarak “İkinci Millet” (çocuklara izin verme) slogansına dayanan örgüt, başlangıçta Kürt kimliğinin siyasi, kültürel ve ekonomik özgürlüklerine odaklanmıştı. 1980’lerin başında, Türkiye’nin dağlık bölgelerindeki aşırı merkeziyetçi politikalara karşı bir “çağrı” olmuş; sivil ve askeri hedeflere yönelik eylemler, örgütün ulusal sınırlar içinde sınırları genişletmesine yol açtı. Bu dönemde PKK, “Kürdistan Demokratik Cumhuriyeti” (KDP) ilan edildiğini duyurarak, Tanzimat’ın Ahlik ve Hukuksal Bozukluklarına karşı bir karşılık olarak Bağlılık ve Toprak Hakkı taleplerini öne sürdü. 1984-1994 sırasındaki yoğun çatışmalar, PKK’nın “insurgency” (istila) stratejisini pekiştirdi. Yerli binlerce PDK, doğu ve güneydoğu Anadolu’nun zorlu jeo-psikolojik bağlamında, Türk Egemenliği’nin kökeninde yoğrulmuş “Bütünlük” felsefesine karşı bir “İsyan Geçişi” gerçekleştirdi. Bu süreçte örgüt, iki ana stratejik hamle üzerinde yoğunlaştı: Türkiye’deki Kürt nüfusu örgütün kontrolüne almak ve devletle çoklu müzakerelere başlamak. Sorun, “Örgütün Otonomluk” arzusu ve devletin “İçişleri” sürüyen yaklaşımı; bu, askeri savunma ile nüfus desteklerinin bir “sistemi” oluşturdu. 21. yüzyılın başlarından itibaren, PKK’nın söylemi, iç mücadele ve halk desteği açısından geride kalmaya başladı: 2002’de Suriye ve Irak sınırında “psikolojik” karşılık, Yunanistan Müdahalesi ve Taksim Arası'nın fesih yapmasıyla takviye edildi. Çoğu zaman, “İstanbul Sallanma” derecesinde bir “sömürdü” olarak bilinir. Bu dönemde, örgüt, “Dış Politik” yönünü güçlendirmeye yöneldi ve “İştirakçi” bir “aktarım” olarak Türkiye’ye karşı beyneli duyarlılık oluşturdu. Analiz, PKK’nın tarihsel yolculuğu, siyasi hedeflerin değişmesi ve kuruluş alt yapısının yayılımının fedakar kalınp kalmadığına dair önemli bir bağlam sunuyor.