Tarihte Bugün: Ergenekon_davaları
Tarihte Bugün: Ergenekon_davaları
Ergenekon davası'nın ilk duruşması Silivri Cezaevi içindeki Adliye'de görülmeye başlandı.
Ergenekon davaları veya Ergenekon kumpası, Fetullahçılar tarafından var olduğu öne sürülen "Ergenekon" örgütü kapsamında açılan davalardır.
Ana dava
Davada daha önce yaşananlar
27 Nisan 2012'de İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi yürüttüğü birinci ve ikinci Ergenekon davalarını birleştirmiştir. Bu iki ana davanın birleşmesiyle toplam 16 iddianame tek dosyada toplanmış oldu.
Birinci Ergenekon davası Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından 86 kişi hakkında iddianame hazırlanmasıyla başladı. 86 sanıklı dava 25 Temmuz 2008'de açıldı. İlk duruşması 20 Ekim 2008'de Silivri Cezaevindeki duruşma salonunda yapıldı.
Yargılamalar sürerken aşağıdaki davaların fiili ve hukuki irtibat nedeniyle birinci Ergenekon davasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir.:
Danıştay saldırısı hakkındaki açılan 9 sanıklı dava. Bu dava Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmüş ve saldırının Ergenekon ile bağlantısı olmadığına karar vermişti. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Aralık 2008'de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını bozarak davanın Ergenekon davası ile birleştirilmesi gerektiğine karar verdi. Yargıtay kararında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan Ergenekon davası ile bu dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun iddia edilmiş olması karşısında öncelikle davaların birleştirilmesinde zorunluluk bulunduğunu ifade etti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 8 Mayıs 2009 tarihinde Danıştay davası ile bu davanın birleştirilmesine karar verdi.
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin iki yöneticisi hakkında "Ergenekon örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçlamasıyla açılan dava.
Danıştay saldırısının faili Alparslan Arslan'a Glock marka silah satılmasına ilişkin Üsküdar 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde süren dava.
Savcı Zekeriya Öz'ü tehdit ettiği gerekçesiyle yargılanan Özkan Kurt'un davası.
Cumhuriyet gazetesine molotofkokteyli atılmasına ilişkin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde süren 7 sanıklı dava.
Rum Ortodoks Patriği I. Bartholomeos'a yönelik suikasta hazırlandığı suçlamasıyla yargılanan İsmet Rençber'in davası.
Şile'de bulunan mühimmata ilişkin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 4 sanıklı dava.
Davanın ikinci duruşmasında, adli tıp uzmanı Prof. Şebnem Korur Fincancı da bu davada yargılanan bazı sanıklar kendisine ait kişisel bilgileri kaydettiği ve özel telefon görüşmelerini dinlediği için yaptığı müdahillik talebi ile Cumhuriyet gazetesinin üç kez bombalı saldırı düzenlenmesi olayı ile gazetenin doğrudan zarar gördüğünü gerekçe göstererek yaptıkları müdahillik talebi mahkeme heyetince kabul edilirken; Hukukçular Derneği, Demokratik Toplum Partisi, İnsan Hakları Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği ve Diyarbakır Barosu'nun müdahillik talepleri ise reddedildi. Danıştay saldırısında yaralanan dönemin Danıştay 2. dairesinin başkanı Mustafa Birden, üyeleri Ayfer Özdemir ve Ayla Gönenç ile tetkik hakimi Ahmet Çobanoğlu 6 Ağustos 2011'de davaya müdahil oldu.
Ana davayla birleştirilen ikinci Ergenekon davası şu şekilde gelişmişti:
Ergenekon kapsamındaki 58 sanıklı 2. iddianame 25 Mart 2009 günü kabul edildi. Davanın ilk duruşması 20 Temmuz 2009'da Silivri'deki duruşma salonun da yapıldı. Daha sonra bu dava Ağustos 2009'da açılan 52 sanıklı 3. iddianame ile birleştirildi.
Aşağıdaki davalar fiili ve hukuki irtibat nedeniyle 2. Ergenekon davasıyla birleştirilmiştir:
Yusuf Erikel'in de aralarında bulunduğu 8 sanık için hazırlanan ek iddianame
Sivas Ermeni cemaati lideri Minas Durmazgüler'e suikast planı iddiası için hazırlanan 2 sanıklı iddianame.
Aynı suikast planı için 2011 Haziran ayında hazırlanan İbrahim Şahin ve Garip İrfan Torun'un suçlandığı ek iddianame.
30 sanıklı İrticayla Mücadele Eylem Planı davası.
Davanın temelini oluşturan iddia 2003-2004 yıllarında hazırlandığı iddia edilen Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven kod adlı planlardır. Sanıklar 2003-2004 yıllarında mevcut hükûmeti silah zoru ile devirip anti-demokratik yollarla devlet idaresini ele geçirmeyi planlamak ve bu çerçevede Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven kod adlı darbe planlarını hazırlamakla suçlanmıştır.
İddianamede Sarıkız kod adlı planın; Eruygur, Yalman, Örnek ve Fırtına tarafından yapıldığı savunulmuş ancak Eruygur dışındaki üç kuvvet komutanın "Ergenekon örgütü ile irtibatı tespit edilemediği için Ergenekon sanıkları ile birlikte iştirak ettikleri eylemler ile ilgili evrakın tefrik edildiği" belirtilmişti. Haklarında Ergenekon üyeliği suçlaması bulunmayan Yalman, Örnek ve Fırtına'nın tefrik edilen dosyaları "olay yerinin Ankara olduğu" gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 'Darbe Günlükleri'ne ilişkin yürütülen soruşturma ile Ergenekon soruşturması arasında fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyayı tekrar İstanbul'a gönderdi.
Diğer bir suçlama Özel Harekât Dairesi eski başkanvekili İbrahim Şahin'in liderliğinde oluşturulduğu ve bir grup emniyet mensubu ve askerin içerisinde yer aldığı iddia edilen "S-1" suikast yapılanmasıdır. Kendilerine karşı suikast yapılacağı ileri sürülen Ali Balkız ve Kazım Genç'in davaya müdahillik talebi kabul edildi. Gölbaşı ve Zir Vadisinde bulunan silah ve mühimmat da bu davadaki suçlamalar arasında yer aldı.
Sonradan bu davayla birleştirilen İrtica ile Mücadele Eylem Planı davası İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 29 Nisan 2010 günü kabul edilen iddianameyle açılmıştı. İlk duruşması 28 Haziran 2010'da Silivri'deki duruşma salonunda yapılan davadaki başlıca suçlama, Ergenekon zanlısı Levent Göktaş'ın yine aynı soruşturma kapsamında tutuklanan avukatı Serdar Öztürk'ün ofisinde ele geçirildiği belirtilen ve 12 Haziran 2009'da Taraf gazetesinde manşetten verilen "İrticayla Mücadele Eylem Planı" başlıklı belgedir. Genelkurmay'da çalışan albay Dursun Çiçek'in hazırladığı iddia edilen belge Adalet ve Kalkınma Partisi ile Gülen hareketine yönelik, kara propaganda, komplo ve yıpratma planları içermekteydi. 2003-2004 dönemindeki darbe planlarına katılmakla suçlanan firarî sanık Bedrettin Dalan ve Dalan'a hakkındaki soruşturmayı önceden haber vererek yurtdışına kaçmasını sağladığı iddia edilen MİT İstanbul Bölge Başkan Yardımcısı Özel Yılmaz da sanık olarak yer aldı. İki Aydınlık dergisi çalışanı da 2003-2004 dönemindeki darbe planlarına katılmakla suçlanan dönemin Jandarma İstihbarat Dairesi başkanı Levent Ersöz'ün arşivindeki hükûmet üyelerine ait telefon dinleme kayıtlarını bulundurduğu gerekçesiyle yargılanmaktadır. AK Parti genel başkan yardımcısı ve eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in İrticayla Mücadele Eylem Planı belgesinde "Milli Eğitim Bakanlığı'na ait okul öğrencilerine ait ibadet görüntü ve haberlerinin medyada yoğun biçimde yer alması sağlanarak, Milli Eğitim Bakanı kamuoyu nezdinde yıpratılacaktır." ifadesinin bulunduğu için yaptığı müdahillik talebi kabul edildi.
Temmuz 2011'de 22 sanıklı internet andıcı iddianamesi kabul edildi. İrticayla Mücadele Eylem Planı davasıyla birleştirilen davada sanıklar hükûmet aleyhinde kara propaganda ve psikolojik harekât amaçlı web siteleri kurmakla suçlanıyorlar. Aralık 2011'de de Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yaptığı müdahillik talebi kabul edildi.
Bu iki dava birleştikten sonra Mehmet Perinçek'in de aralarında bulunduğu 14 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame sonucu açılan dava da ana dava ile birleşti.
274 sanıklı Ergenekon ana davasında aralarında Ümraniye bombalarıyla suçlanan emekli astsubay Oktay Yıldırım, emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin, yazar Ergün Poyraz, Eskişehir'de bulunan mühimmat ile suçlanan emekli binbaşı Fikret Emek, emekli tuğgeneral Veli Küçük, Türk Ortodoks Patrikhanesi basın sözcüsü Sevgi Erenerol, İşçi Partisi genel başkanı Doğu Perinçek, Büyük Hukukçular Birliği başkanı Kemal Kerinçsiz, Kuvayı Milliye Derneği başkanı Fikri Karadağ, Cumhuriyet ve Danıştay saldırısının failleri Alparslan Arslan ve Osman Yıldırım, eski 1. Ordu Komutanı emekli orgeneral Hurşit Tolon, Jandarma İstihbarat Dairesi eski başkanı emekli tuğgeneral Levent Ersöz, Jandarma Teknik İstihbarat Dairesi eski başkanı emekli albay Hasan Atilla Uğur, Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay, gazeteci ve televizyoncu Tuncay Özkan, Başkent Üniversitesi rektörü Mehmet Haberal, İnönü Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu, Zir Vadisi kazılarıyla suçlanan yarbay Mustafa Dönmez, Özel Harekât Dairesi eski başkanı İbrahim Şahin, Albay Dursun Çiçek, emekli orgeneral Hasan Iğsız ve eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ'un da bulunduğu 65 kişi tutuklu olarak yargılandı.
Gizli tanıklar
Gizli tanık 'Deniz' – Şemdin Sakık: PKK'nın 2 numarası. 1998'de Kuzey Irak'ta yakalandı.
Gizli tanık 'Poyraz' – Hacı Tural: Çeşitli suçlardan ceza almış mafya üyesi. Koğuş arkadaşı Mecnun Otyakmaz aracılığıyla Sedat Peker ile tanıştı. Cezaevinden çıktıktan sonra Alaattin Çakıcı için çalıştı. 2015'te kanserden öldü.
Gizli tanık '9' – Osman Yıldırım: Aynı zamanda davanın sanığı da olan Yıldırım'ın ifadeleriyle Danıştay saldırısı davası ve Ergenekon davası birleştirildi.
Gizli tanık 'Efe' – Bayram Bozkurt: Eski İliç Cumhuriyet Savcısı.
Davada toplam 60 gizli tanık bulunuyordu. Bunlardan 44'ü için dinleme kararı alındı ve 31'i dinlendi.
Karar
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a müebbet hapis
CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'a 12 yıl 6 ay
Hatay Erzin karakol komutanı Mehmet Emin Öztürk 15 yıl 3 ay hapis
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay'a 34 yıl 8 ay
CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün'e 13 yıl 6 ay
Gazeteci Tuncay Özkan'a ağırlaştırılmış müebbet
Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'a müebbet
Eski Jandarma Genel Komutanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur'a müebbet hapis
Yazar Yalçın Küçük'e 22 yıl 6 ay
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e ağırlaştırılmış müebbet
Emekli Albay Dursun Çiçek'e ağırlaştırılmış müebbet
Eski 1. Ordu Komutanı Hasan Iğsız'a müebbet hapis
Emekli Orgeneral Nusret Taşdeler'e müebbet
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'e 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis (diğer suçlardan da 99 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı)
Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'e 22 yıl 6 ay
Eski Özel Tim'ci İbrahim Şahin'e 49 yıl 4 ay hapis
Danıştay saldırısının tetikçisi Alparslan Aslan'a 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis (diğer suçlardan da 90 yıl hapis cezası)
Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'e 2 kez ağırlaştırlmış müebbet hapis (Bununla birlikte 117 yıl daha)
Eski Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol'a müebbet hapis
Emekli Albay Fuat Selvi'ye müebbet hapis
Sendikacı Mustafa Özbek'e müebbet hapis
Emekli Korgeneral Mehmet Eröz'e müebbet hapis
Emekli Albay Fikri Karadağ'a ağırlaştırılmış müebbet
Avukat Kemal Kerinçsiz'e ağırlaştırılmış müebbet
Mustafa Levent Göktaş'a 23 yıl 4 ay
Emekli Albay Hasan Atilla Uğur'a 29 yıl 3 ay
Gazeteci Merdan Yanardağ'a 10 yıl 6 ay
"İnternet Andıcı Davası" sanıklarından emekli Tuğamiral Alaaddin Sevim 10 yıl
Genelkurmay eski İstihbarat Dairesi Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkın Pekin 7,5 yıl
Drej Ali olarak bilinen Ali Yasak 6 yıl 3 ay
Emekli Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu 20 yıl 6 ay
Tümgeneral Hıfzı Çubuklu 9 yıl 6 ay
Davanın bir numaralı sanığı emekli asker Oktay Yıldırım'a 33 yıl 10 ay (Yıldırım'ın gecekonduda bulunan el bombalarının sahibi olduğu iddia ediliyor)
Akın Birdal suikastının azmettiricisi, Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Semih Tufan Gülaltay'a 12 yıl
Emekli Albay Arif Doğan'a 47 yıl 3 ay hapis
Zir Vadisi soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Emekli Yarbay Mustafa Dönmez'e 49 yıl 2 ay
Eski MGK Genel Sekreteri Tunçer Kılınç'a 13 yıl 2 ay
Teğmen Noyan Çalıkuşu'na 8 yıl 6 ay
Emekli asker Serdar Öztürk'e 25 yıl 6 ay
Doğu Perinçek'in oğlu öğretim üyesi Mehmet Perinçek'e 6 yıl
Adli Tıp Uzmanı Ümit Sayın'a 4 yıl
Eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz'e 13 yıl 11 ay
Sedat Peker 10 yıl
"Susurluk Davası" hükümlüsü Sami Hoştan'a 10 yıl
Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu'na 23 yıl (Cezaevinde kansere yakalandı. Aynı zamanda avukat olan kardeşi, Hilmioğlu'nun sağlık durumundan serbest kalmasını istiyordu)
Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu'na 15 yıl 8 ay
Eski Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Ferit Bernay'a 10 yıl
Eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran'a 10 yıl
Anayasa Mahkemesi Üyesi Osman Paksüt'ün eşi tutuksuz sanık Ferda Paksüt'e 2 yıl 6 ay
Eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan'a 14 yıl hapis
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever'e 15 yıl hapis
Danıştay sanığı Osman Yıldırım'a 8 yıl 9 ay (Osman Yıldırım, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi'ne molotof atılması suçlamalarından beraat etti)
Prof. Dr. Erol Manisalı'ya 9 yıl
Emekli Orgeneral Münür Kemal Yavuz'a 7 yıl 6 ay
Gazeteci Adnan Bulut'a 6 yıl 3 ay
Gazeteci Vedat Yenerer'e 7 yıl 6 ay
Cumhuriyet Gazetesi'ne molotoflu saldırıda adı geçen Bedir Şinal'a 18 yıl 8 ay
Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk'a 7 yıl 6 ay
İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Turan Özlü 9 yıl
Gazeteci Güler Kömürcü 7 yıl 6 ay
Özlem Usta'ya 6 yıl 3 ay
Bekir Öztürk'e 12 yıl
Yazar Ergün Poyraz'a 29 yıl 4 ay
İşçi Partisi'nin avukatlarından Emcet Olcaytu'ya 13 yıl 2 ay
Fatma Cengiz'e 11 yıl
Emekli Binbaşı Fikret Emek'e 41 yıl 4 ay
Eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan'a 1 yıl 3 ay
İşçi Partisi yöneticisi ve Aydınlık Gazetesi yazarı Hikmet Çiçek'e 21 yıl 9 ay
İşçi Partisi yöneticisi Hayrettin Ertekin'e 12 yıl
Eski Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz'e 10 yıl
Boğaç Kaan Murathan'a 17 yıl
İşçi Partisi yöneticisi Adnan Akfırat'a 19 yıl
Teğmen Mehmet Ali Çelebi'ye 16 yıl 6 ay
Ümraniye'de 27 el bombasının ele geçirildiği gecekondunun sahibi Emekli Astsubay Mehmet Demirtaş'a 22 yıl
Eski Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım'a 16 yıl 10 ay
Mehmet Zekeriya Öztürk'e 19 yıl 6 ay
Genelkurmay Eski Adli Müşaviri emekli asker Erdal Şenel'e 7 yıl 6 ay
Avukat Nusret Senem'e 20 yıl 3 ay
Gazeteci Ünal İnanç'a 19 yıl
Kemal Aydın'a 20 yıl 8 ay
Kararın bozulması
Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, sanıkların uzun tutukluluk süreleri nedeniyle Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuruda bulunması neticesinde AYM, sanıkların haklarının ihlal edildiğine karar verdi. Bu karardan sonra sanıklar, nöbetçi mahkemeler tarafından tahliye edildi. 6 Ekim 2015'ten itibaren davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 21 Nisan 2016'da;
•İlker Başbuğ'un Yüce Divan'da yargılanması gerektiği,
•Danıştay saldırısı davası ile Ergenekon davası arasındaki hukuki ve fiili irtibatın somut delillerle gösterilememe,
•Yerel mahkemenin adil yargılanma ilkelerine aykırı tutum sergilemesi,
•Hukuka aykırı dinlemeler, gizli tanık beyanları, MİT mensuplarının izinsiz dinlenmesi, aramaların hukuka aykırı yapılması,
•İddia edilen "Ergenekon terör örgütünün" varlığına ilişkin somut delil ortaya konulamaması,
•Emniyet'in Ergenekon'un varlığına ilişkin ilk kez dava sürecinde tespitte bulunması gibi nedenlerle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararlarını bozdu.
Yargıtayın bozma kararı aldığı Ergenekon davası, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesince 21 Haziran 2017'de yeniden görülmeye başlandı. Davaya rapor sunarak tanık olarak dinlenen Adli Bilişim mühendisi bilirkişi bilgisayarlara virüs ve ‘Truva atı’ kullanarak uzaktan girildiğini tespit etti. 30 Kasım 2018 tarihinde savcılığın hazırladığı dosyada sanıkların beraatı istenmiştir.
Daire başkanı olarak Eyüp Yeşil; Ergenekon Davası ile Balyoz Davası'nın temyizine bakmıştır.
Poyrazköy davası
Poyrazköy iddianamesi 27 Ocak 2010'da İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşması 9 Nisan 2010'da Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde yapıldı. 17 sanıklı dava daha sonra şu davalarla birleşti.
12. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan 19 sanıklı "amirallere suikast" davası
Yine aynı mahkemede açılan 33 sanıklı Kafes davası.
2011 Ağustos'ta da amirallere suikast iddialarına ilişkin Koramiral Deniz Cora ve Kurmay Albay Ümit Metin hakkında hazırlanan ek iddianame ile açılan dava.
2011 Mayıs ayında Poyrazköy davasına ilişin hazırlanan 10 sanıklı ek iddianame ile açılan dava.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Çağdaş Eğitim Vakfı'nın 8 yöneticisi hakkında hazırlanan iddianame ile 2010 Aralık ayında İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava.
Agos gazetesi, sanıklarda gazete abonelerinin listesinin ele geçirildiğini gerekçesiyle müdahillik talebinde bulundu, talebi oy çokluğuyla kabul edildi. Adana, Konya, Aksaray, Ankara ve Kayseri barolarına bağlı avukatların müdallik talepleri ise kabul edilmedi.
Poyrazköy davası, Deniz Kuvvetleri içerisindeki bir cuntanın planladığını öne sürülen bir dizi yasadışı eylemi konu almıştır. Kafes eylem planına ilişkin belgelere, Ergenekon yargılaması çerçevesinde yapılan aramalarda, Ergenekon sanığı Levent Bektaş'ın bilgisayarında ulaşıldığı öne sürüldü. Eylem planıyla, özellikle Türkiye'de yaşayan gayrimüslimlere yönelik şiddet eylemleri tasarlandığı ve bu suretle mevcut hükûmetin özellikle dış politikada yalnızlaştırılmasının hedeflendiği iddia edilmiştir. Planın ayrıntılarında, gayrimüslimlere yönelik çeşitli suikast, kundaklama ve tehdit faaliyetleri, Koç müzesinde sivillere yönelik sansasyonel bir bombalama eylemi bulunduğu iddia edilmiş ve 10 Mayıs 2009'da Koç müzesinde bulunan TNT kalıplarıyla planlanan bombalama eylemi de bu çerçevede değerlendirilmiştir. Eylem planının Yarbay Ercan Kireçtepe tarafından hazırlandığı ve Koramiral Kadir Sağdıç yönetimindeki hücreler tarafından icra edileceği de ileri sürülmüştür. Poyrazköy'le birleştirilen ve "amirallere suikast" olarak bilinen davanın sanıkları ise Ergenekon'un Karargâh Evleri yapılanmasında yer almak, uyuşturucu madde bulundurmak, kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek gibi suçlamalarla yargılanıyorlar.
Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 Ekim 2015 tarihinde verilen 84 sanıklı dava kararında, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlemedikleri gerekçesiyle beraatlerine karar verildi.
Diğer davalar
İrticayla Mücadele Eylem Planının Erzincan'da uygulandığı iddiasıyla Şubat 2010'da hazırlanan 14 sanıklı iddianame Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İlhan Cihaner soruşturma kapsamında 17 Şubat 2010'da tutuklanmış ve tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiği 18 Haziran 210 tarihine kadar Erzurum H tipi ceza evinde kalmıştır. Haziran 2011'de Yargıtay 11. Ceza Dairesi, davanın sanığı İlhan Cihaner'in evrakta sahtecilik suçlamasından Yargıtay'da yargılandığı davayla, Erzincan Ergenekon davasını Yargıtay'da birleştirdi. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 13 Kasım 2015'te, İlhan Cihaner ve eski 3. Ordu komutanı Saldıray Berk'in de arasında bulunduğu 14 sanık hakkında beraat kararı verdi.
Sanık emekli tuğgeneral Levent Ersöz'ün tedavi gördüğü hastanede, havaya silahla ateş açan Erhan Keskin ile ilgili iddianamede 25,5 yıldan 42 yıla kadar hapis talep edildi.
9 Eylül 2011'de kabul edilen iddianameyle; Yalçın Küçük, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Nedim Şener, Kaşif Kozinoğlu, Ahmet Şık, Sait Çakır, Hanefi Avcı, İklim Bayraktar, Soner Yalçın, Müyesser Yıldız, Doğan Yurdakul, Mümtaz İdil ve Coşkun Musluk'un yer aldığı 14 sanıklı OdaTV Davası İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açıldı. 18 Şubat 2011'de Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu, 6 Mart'ta Müyesser Yıldız, Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk, Sait Çakır, Nedim Şener ve Ahmet Şık, 10 Mart'ta Kaşif Kozinoğlu, 14 Mart'ta da "Devrimci Karargâh" soruşturmasında tutuklu bulunan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Oda TV davası kapsamında da tutuklandı. Sanık MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu, 13 Kasım 2011 tarihinde tutukluluk hali devam ederken vefat etti. 12 Aralık 2013'te Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük'ün de tahliyesiyle tüm sanıklar tutuksuz yargılanmaya başladı. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, 14 Aralık 2016'da savcılık tarafından sanıklarlar hakkında haklarındaki suçlamaya delil bulunamaması nedeniyle beraat istendi. Mahkeme sanıkların talep ettiği sürenin verilmesine karar vererek, duruşmayı 15 Şubat 2017’ye erteledi. 12 Nisan 2017'de, İstanbul 18'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma sonucunda sanıkların hepsinin beraatine karar verildi.
Ocak 2012'de eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay'ın da aralarında bulunduğu 11 sanıklı "adil yargılamayı etkileme" davası İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açıldı. Savcılık tarafından; Oktay için 26,5 yıla kadar diğer sanıklar için ise 10 ile yirmi ikişer yıl arasında değişen hapis cezası talep edildi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 27 Aralık 2016'da yapılan 8. duruşmada, bazı suçlamaların suç niteliğini taşımaması diğer isnat edilen suçlamalar içinde yeterli delil olmaması nedeniyle tüm sanıkların beraatine karar verildi.
Nisan 2012'de Danıştay Saldırısı delillerinin karartılması iddialarına ilişkin 10 OYAK Güvenlik çalışanına dava açıldı. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay saldırısına ilişkin kamera kayıtlarının silinerek delillerin karartıldığı iddiasıyla yargılanan 10 sanığın beraatine karar verdi.
Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde tedavi görürken hakkındaki raporun mahkemeden gizlendiği iddialarına ilişkin açılan soruşturmada Enstitü Müdürü Prof. Dr. Erhan Kansız 11 Ocak 2011'de "iddia edilen Ergenekon terör örgütüne yardım etmek" suçlamasıyla tutuklanmış ve Erhan Kansız'ın 14 Nisan 2011'de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasıyla tutuklu sanık kalmamıştı. Haziran 2012'de, hastanede tedavi gören tutuklu sanık Mehmet Haberal'ın taburcu edilebileceğine dair sağlık raporunun mahkemeye gönderilmediği iddiasına ilişkin "Ergenekon örgütüne yardım etme" suçlamasıyla açılan soruşturmanın zanlıları arasında İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erhan Kansız'ın da yer aldığı 8 şüpheli hakkında dava açıldı. "Silahlı terör örgütüne üye olmadan yardım ve yataklık etmek" suçundan, 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi istenen sanıkların yargılandığı dava sonucunda, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi, "yüklenen suç açısından kast veya taksirleri bulunmadığı sonucuna vararak sanıkların hepsi hakkında beraat kararı verdi.
Haziran 2012'de eski Malatya İl Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger'in de bulunduğu 19 sanık hakkında 2007 yılında 3 Hristiyanın öldürüldüğü Zirve Yayınevi katliamı ile ilgili ek iddianame hazırlandı. Sanıklar, Zirve katliamını azmettirmek ve Ergenekon üyesi olmakla suçlandı. Yargılamaların sonucunda 28 Eylül 2016 günü mahkeme tarafından; 2. ek iddianameyi hazırlayan savcıların meslekten ihraç edildiği, yargılamayı yapan hakimlerin meslekten ihraç edildiği ve Fethullahçı Terör Örgütü kapsamında tutuklandıkları, gizli tanık İlker Çınar'ın (eski misyoner papaz) suç uydurduğu, yalancı şahitlik yaptığı, mahkemeye sunduğu belgelerin sahte olduğunun ortaya çıktığı dile getirildi. Mahkeme heyeti, davaya sonradan dahil edilen 8 asker 2 sivil hakkında tüm suçlamalardan beraat kararı verdi.
Sonuç
İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki onuncu duruşmanın öğleden sonraki oturumunda karar açıklandı. Mahkeme, 'Ergenekon örgütü' adı altında bir örgüt olmadığı için, 'örgüt kurmak, yönetmek, üyelik, yardım ve yataklık' suçlarından açılan tüm davalar yönünden 235 kişiden oluşan sanıkların tümünün beraatine karar verilmiştir.
Tepkiler
Ergenekon soruşturmalarının derinleştirilmesini isteyen çeşitli çevrelerden oluşan 300 kişi 2008 yılında bir bildiri imzalayarak yayımladı. Bildiriyi imzalayanlar arasında profesör, akademisyen, baro başkanı, sivil toplum kuruluşu yöneticileri, insan hakları kuruluşları, sanatçı, yazar, medya mensubu kişiler vardı.
Ayrıca bakınız
Ergenekon davası sanıkları listesi
Balyoz darbe planı iddiası
Fethullahçılar
Kaynakça
Dış bağlantılar
İddianameler
1. iddianame
2. iddianame
3. iddianame
Poyrazköy iddianamesi
Amirallere suikast iddianamesi
Kafes iddianamesi
Erzincan iddianamesi
Islak imza iddianamesi
ÇYDD-ÇEV iddianamesi 5 Ekim 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Gölcük iddianamesi 5 Ekim 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
İnternet andıcı iddianamesi
Oda tv iddianamesi 26 Haziran 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Adil yargılamayı etkileme iddianamesi 6 Mart 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
OYAK iddianamesi
Zirve Yayınevi katliamı iddianamesi
Duruşma tutanakları
Ana dava duruşma tutanakları 22 Haziran 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Ergenekon davaları, 2004‑2014 yılları arasında Türkiye’de büyük siyasi gerilime yol açmış bir suç araştırma sürecidir. “Ergenekon” adlı gizli militan örgütü iddiasıyla başlayan soruşturma, 2002 yılında TBMM’nin kararıyla kurulan Savcılık Gözdeye Hüküm süreciyle hız kazanmıştır. İlk dönemde, Korkmaz ve Taho, sözde ”Millet Kuvvveti” öncül tercihleriyle 2004’te idari suçlarla yargılandı; ancak 2006 yılında davanın kapsamı genişleyerek “Tatbikatlar, Fidye Ödeme, Silah Genişleme” gibi ciddi suçları da içine aldı. 2008 yılında “Bölme Fasılı” olarak bilinen üst düzey söhbetlerle, muhteseden yüksek rütbelilere yönelik kanıt toplandı ve 2009’da Anayasa Mahkemesi’nin “Bıyan” kararından sonra 52 sanığın tutuklanmasıyla mahkeme süreci devam etti. Bu dönemde önemli bir dönüm, birimler arasındaki “gerçek istenmeyen” olguların kendine has “kanıtsız” vurgu edilmesiyle beraber, bazı sanıkların yargısel adalete karşı “intihar girişimi” gibi anti-örneklerin ortaya çıkmasıyla dışarıdan gözetim arttı. Sağlam kanıt eksikliği, gözaltı raporlarındaki tutarsızlık ve kanıtların “içsel gizlilik” tonları, davatharları arasında “enem" 3.4 24 dakika " ve 30 Aralık 2009’da yargısız tutanağın “kayıp olması” gibi olayların analizinde, demokratik kurumlar arasında bir dizi güven tayfı üretti. Tahminlere göre, 2010‑2011 yıllarında davada yoğunlaşan “Büyük Montaj”’dan doğan haber akışları, Ergenekon kavramının yayılması ile birlikte gerginlik daha da derinleştirdi. 2013 Pekalık ayında yapılan“Türk Hava Kuvvetleri – Grup I – Selçuklu” adı verilen bir kara muhtapol kirayısı, davanın bir ayrıntısı olarak gündeme geldi. Dava sonunda 156 sanık, “Kara Soydaşlar” iddialarıyla 2013’de yargılandı ve 2014’te mahkemeler, “Büyük Ergenekon” yetkisini eksik ilan etmelerinden sonra bazı çözüm sonuçlarını “bitiş” ile kapattı. Ergenekon davaları, Türk siyasetinde “kamu inisiyatifi kontra hemşireli” bir hukuk yönetiminin nazaratdoğu tarafında beliren nüanslar olarak çıkıyor. 2014’te “Kampüsteki" bir kol “örü” deştir, bu da hukuk sisteminin uzun sürelik “müthiş” yokluğu ve mobilizasyonun bir veri eksikliğiyle birleşmesiyle geçirilcek bir dönem olarak tarihe geçti. Davanın ardından savcılar, Cumhurbaşkanı vekili kararlarıyla “expedi"görüşle ve “Senato ‘yığma”na insanlık sayısında bir çarpışmaya işaret edildi. Bu sonuç, anayasal ve siyasi ayrılmaların uzun vadeli yıkımına yol açtı. Türk siyasi tarihine “günlük” ve “kültürel” bağlamda yerleşmiş Bir bir “tirat” olarak görsel olay hâlâ devam ediyor, ancak geçirdiği jenerasyonlar, analitik gözden bir “transpozisyon” yöntemiyle, yetkin yasal çerçevelere bağlı kalmaya devam ediyor.
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz