Würzburg'da barış için sendika konferansı: Savaş ekonomisine hayır
IG Metall Würzburg
Würzburg’da düzenlenen 4. Barış İçin Sendika Konferansı’nda silahlanma, savaşa ve askerileşmeye karşı net bir tavır sergilendi. Rosa Luxemburg Vakfı ile IG Metall (Alman Metal İşçileri Sendikası) Würzburg tarafından 24-25 Temmuz tarihlerinde düzenlenen konferansa yaklaşık 250 sendika üyesi, işyeri temsilcisi, akademisyen, sosyal hareket temsilcisi ve sendika gençlik kolu aktivisti katıldı. Konferansta İngiltere, Belçika ve Fransa’dan sendika heyetleri de yer aldı. İki gün boyunca savaşların ve giderek artan uluslararası gerilimlerin yaşandığı bir dönemde silahlanma, militarizasyon ve sendikaların rolü üzerine tartışıldı.
IG Metall Würzburg’un ikinci başkanı Ulrike Eifler, sendikalar içinde barış meselesinin yeniden yoğun şekilde tartışılmaya başlandığını vurguladı. Alman Birleşik Sendikalar Konfederasyonu (DGB) Federal Kongresi’nde alınan kararlara, özellikle de zorunlu askerlik uygulamasının yeniden getirilmesinin reddedilmesine atıfta bulunarak, sendikal düzeyde savaş ve barış tartışmalarının bu temelde ilerletilmesi gerektiğini savundu.
Hastaneler savaş durumuna hazırlandığında, kamu kaynakları giderek daha fazla silahlanmaya aktarıldığında veya şirketler askeri tedarik zincirlerine daha fazla dahil edildiğinde, sendikaların doğrudan harekete geçmesi gerektiğini belirtti. Savaşa yönelik bir ekonomi, işyerinde söz hakkı, iş sağlığı ve güvenliği ile demokratik haklarla çatışır.
Rosa Luxemburg Vakfı Başkanı Bernd Riexinger, barış meselesinin sosyal ve sendikal mücadelelerle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olduğunu vurguladı: Silahlanma politikası, kamu yatırımlarının aleyhine işliyor ve sosyal çatışmaları şiddetlendiriyor." Riexinger, “Ücretli emek sınıfının, silahlanma döneminde kazanacak hiçbir şeyi yok, ancak kaybedecek çok şeyi var” dedi. IG Metall Würzburg Birinci Yetkili Temsilcisi Norbert Zirnsak, sendikaların barış geleneğini ve 1981’de Bonn’daki Hofgarten’da düzenlenen barış gösterisinde nükleer silahlanmaya karşı konuşan, Würzburg kökenli eski IG Metall Yönetim Kurulu Üyesi Georg Benz’i hatırlattı. Zirnsak, “Barış meselesi, iş, kalkınma ve refah meselesidir. Barış mücadelesi, iş yerlerimizde, siyasette ve etki ve eylem gösterdiğimiz her yerde sürdürdüğümüz günlük mücadelemizdir” dedi.
SAVAŞA HAZIRLIK SADECE KIŞLALARLA BAŞLAMAZ
Güncel gelişmelere değinerek şu uyarıda bulundu: “Savaşa hazırlık sadece kışlalarda başlamaz. İşletmelerde başlar. İş dünyasında başlar.” Konferansta IG Metall’in eski Genel Başkanı Klaus Zwickel’in mesajı da okundu. Zwickel mesajında sendikaların barış ve uluslararası anlayış için üstlendiği sorumluluğu vurguladı. IG Metall’in eski Genel Başkanı olan Jürgen Peters de konferansa katıldı.
“Dünya Düzeni Parçalanıyor mu?” başlığı altında, Küba’nın Almanya’daki Büyükelçi Yardımcısı Miguel E. Torres Tesoro, güncel jeopolitik değişimleri analiz etti ve uluslararası hukukun, diplomasinin ve uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Genel Sekreteri Luc Triangle, video mesajla katılımcılara seslendi. Barış için çaba gösterilmesini sendikal çalışmanın vazgeçilmez bir parçası olarak nitelendirdi ve sendika hareketinin demokrasi, sosyal adalet ve halklar arası anlayış için uluslararası bir güç olarak üstlendiği sorumluluğu vurguladı. Tartışma oturumlarında, iş hukuku uzmanı Wolfgang Däubler ve ver.di Bavyera Bölge Başkan Yardımcısı Sinan Öztürk, demokrasi, iş dünyası ve askerileşme arasındaki ilişkiyi ele aldılar. Öztürk, barış politikası ile çıkar temsilini bir arada düşünmek gerektiğini savundu. Däubler ise ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasına karşı uyarıda bulundu: “Demokrasi, özellikle gerilimlerin arttığı dönemlerde farklı görüşlerin açık bir şekilde tartışılmasından güç alır, sendikalar bu demokratik alanları korumalı.”
SOSYAL KESİNTİLER SİLAHA AKTARILIYOR
Arnstein’daki Miwe şirketinin işyeri kurulu başkanı Gürcan Erdinç ve Brose Würzburg’un işyeri kurulu başkanı Yves Weinberger, silahlanma ve ekonomik dönüşümün etkilerini anlattılar. Erdinç, artan silahlanma harcamaları ile sosyal kesintiler arasındaki bağlantıya dikkat çekti. Nüfusun açık bir çoğunluğunun sosyal alandaki kesintileri reddettiği göz önüne alındığında, bundan daha geniş bir toplumsal muhalefet oluşturmayı başarmak gerektiğini belirtti. Weinberger ise işyeri çıkarlarının savunulmasını somut bir görev olarak algılamayı ve istihdamın güvence altına alınmasına yönelik imkânları araştırmayı savundu.
Çalışma gruplarında, sağlık sisteminin askeri kriz senaryolarına hazırlanması, lojistik ve altyapının rolü ile artan silahlanma harcamalarının sosyal ve demokratik sonuçları odak noktası oldu. Demokrasiyi Koruma Derneği’nden Roman Rauschert, somut savaş hazırlıkları ile otoriter devlet yapılanmasının nasıl birbiriyle bağlantılı olduğunu açıkladı. Bu dönüşüm döneminde sendika hareketinin üzerine düşen sorumlulukların büyük olduğunu belirtti.
IG Metall Würzburg Gençlik Sekreteri Annabell Franz vicdani ret danışmanlık hizmetini tanıttı. Son aylarda bu konudaki talep önemli ölçüde arttı. Zorunlu askerlik ve “savaşa hazırlık” konusundaki tartışmalar karşısında giderek daha fazla genç, yol gösterici bir rehberlik arıyor. IG Metall Würzburg, silahlı görevden muafiyet olanakları hakkında bilgi vermek ve danışmanlık sunmayı görev olarak görüyor. Franz, zorunlu askerliğin yeniden getirilmesini reddeden ve silahlı görevden muafiyet hakkını savunan IG Metall Gençlik’in tutumunu da teyit etti.
Ver.di’nin örgütlenme alanındaki liman işçileri, GEW’e üye öğretmenler ve öğrenciler, IG BAU’ya üye şantiye çalışanları, restoran ve gıda endüstrisinde çalışan NGG üyeleri, hastane çalışanları ile sanayi işletmelerinden IG Metall üyeleri, EVG sendikasına üye demiryolu işçileri de deneyimlerini paylaştı. Coşkulu şekilde yürütülen tartışmalar silahlanma ve askerileşme konusundaki ranatsızlıkların sendikalara da yayıldığını gösterdi. İşyerlerinde ve sendikalarda başlatılan tartışmaların sürdürülmesi ve bunların ortak sendikal ve toplumsal eyleme dönüştürülmesi talep edildi.
Çeviren: Suzan Şönger
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz