Tur tamam ama...

Futbol yorumlarının ve maç anlatımlarının klasik bir tümcesi vardır ya:

“Saha şartları ve hava koşulları son derece müsait” derler.

Beşiktaş için de, bu sezon hem taraftarını sevindirmeye hem de yılların sırtına yüklediği  o “başarısızlık sendromunu”  silkinip üzerinden atmaya çok müsait bir hava yakaladığını söylemek mümkün.

Her sporun ya da her uğraş dalının şaşmaz bir kuralı var.

Bir işe önce inanacaksın. Çalışacaksın. Başarıya ulaşmak için de yeterli üçte bir kadron olacak. Her işte geçerlidir bu. Bizim sektörde de, ticaret alanında da inşaat sektöründe de, savunma sanayiinde de.

Beşiktaş’ın yıllardır en büyük eksiklerinden biri “doğru yerlere doğru ve kaliteli”transfer yapamamaktı. Bunu kabul etmek lazım.

Bu sezon o eksikleri giderme yolunda önemli işler başardığını teslim etmek…

Hala bazı eksikler olmasına rağmen, kalede bence bu sezon kendinden çok söz ettirecek “güvenli bir çift eldiveni” var Kara Kartal’ın.

Orta sahada Salih Özcan ve sol kanatta İlhan Fakılı’nın, bu alemde kullanılan klasik tabirle “Nokta transferler” olduğu bariz bir gerçek.

Şimdi büyük bir iştah ve merakla Leonard Trossard ve Dusan Vlahovic’i sahada görmeyi bekliyor Beşiktaşlılar. Onların eklenmesiyle, “Maestro Orkun’un işi de kolaylaşabilir, Kara Kartal da ileride çok daha yükseklerde kanat çırpabilir.

Kralove maçına dönersek…

İlk maçın skor avantajı ile, Beşiktaş daha birinci dakikada kendine güvenli bir oyunla rakip sahaya geldi ve 43’ncü dakikada o kadar yakın mesafeden İlhan iyi vurabilse maçı koparmış bile olacaktı. Ama olmadı. Daha sonra Djalo’nun yine yakından vuramadığı bir top saç baş yoldurdu ama…. Sinyaller iyiydi.

Sonrasında maç biraz dengeye geldi. İlk maçta da Beşiktaş’ın rakibe kolay pozisyon hatta şut olanağı vermesini eleştirmiştik. Hatta, “Savunma meselesi en önemli ev ödevi” demiştik.

Bu zaaflar devam etti rövanş maçında da.

Bereket ki, rakibin şöyle “sağlam gol vuruşu yapabilen” oyuncusu yoktu.

40’ncı dakikada geride baskı altındaki Beşiktaş, Djalo’nun ayağından öyle güzel bir pas çıkardı ki… Czerny’e adeta “Al bu topu, götür ve gol yap” dedi.

Czerny de tam bunu yaptı.

Aldı götürdü vurdu ve gol oldu…. 1-0

Gol çok güzel bir vakitte geldi ve Beşiktaş hem bu geçici baskıyı kırmış hem de “ikili skor avantajını” cebine koyup, maçı da geri kalan dakikalarda biraz oyunu rölantiye alıp soyunma odasına galip durumda gitti.

İkinci yarı biraz daha istekli ve “erken bir ikinci gol bulup maçı koparma” amacıyla çıkar Kara Kartal, daha baskılı bir oyun oynadı. Pozisyonlar da buldu. Ama geçen 3 maçta olduğu gibi, rakip kontrataklarında da pozisyon verdi.

Buna rağmen Nübel’e çok iş düşmedi. Çünkü, öyle bir rakip yoktu karşısında.

Beşiktaş’ın “geride” bu zaaflarından arınmasının önemini bu zayıf rakip defalarca gösterdi İnönü’de.

Toplu geri dönüp rakip atağını zamanında kesememek ve ceza sahası içinde bile pas yapmasına izin vermek.

Bunları herkes affetmez. Onu söyleyelim. UEFA Ligi’nin ileri aşamalarında da, kendi ligimizde de kaliteli forvetlerle ve sıkı golcülerle baş etmek zorunda kalacaklar.

67’nci dakikada önemli iki değişiklik yaptı Vincenzo Italiano Hoca.

Czerny’nin yerine yeni transfer Leonard Trossard’ı, Olaitan’ın yerine Ndidi’yi, Rıdvan’ın yerine de Yasin Özcan’ı aldı.

Trossard’ın girdiği andan itibaren tribünün hep bir ağızdan (deyim yerindeyse) “kıyameti koparması” görülmeye duyulmaya değerdi.

Trossard da bunun hakkını vererek sağ kanatta fırtına gibi oynamaya başladı.

Özellikle de “şut iştahı” dikkat çekti.

Bu adam zaten Premier League’de Arsenal’da kendisini kanıtlamış biri. Azıcık destek ve moral gazıyla çok iş yapar. Rakiplerin sol sanatları için bir “kabus” olur. Bunu peşinen söylemeliyim.

Kronometre 77’nci dakikayı gösterirken, yeni transfer Vlahovic de maça katıldı. Ama sahada değil de tribünden katıldı.

Protokol tribününden üçlü çektirerek tribünü biraz daha ateşlemiş oldu.

İlerleyen dakikalarda Beşiktaş’ın biraz da “Bitse de bu skorla artık gitsek” hüviyetinde bir oyununa ve rakip Kralove’nin bundan yararlanma girişimlerine tanık olduk.

Genel anlamda, rahat kazanarak rövanşı da 1-0 alarak bir üst tura çıkmayı başardı Kara Kartal.

Bir sonraki rakip Zalgiris.

Yine Beşiktaş’ın ayarında bir takım değil.

Ama zaaflarını gidermesi kaydıyla..

Hayırlı olsun.