Trump Amerika’sının Venezuela yağması: Ganimet galibindir
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’ya yönelik açıkça emperyalist söylemini daha da sertleştirerek, Güney Amerika ülkesini Washington’un askeri saldırının "ganimeti" olarak yağmalayabileceği egemen kaynaklara sahip yeni sömürgeci bir mülk gibi sundu.
Trump, 5 Ağustos Çarşamba günü Powering the American Dream adlı etkinlikte yaptığı konuşmada, 3 Ocak’ta Venezuela’ya karşı gerçekleştirilen ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi, Ulusal Meclis Milletvekili veFirst Lady Cilia Flores’in kaçırılmasıyla; aralarında 32 Kübalı ve 47 Venezuelalı askerin de bulunduğu 100’den fazla kişinin öldürülmesiyle sonuçlanan suç niteliğindeki eylemi övdü.
PETROL SAVAŞIN ‘GANİMETİ’
Trump saldırıyı "48 dakikalık bir savaş" olarak nitelendirdikten sonra şu ifadeleri kullandı:
"Ve savaşın bedelini, oradan defalarca, defalarca, defalarca çıkardıklarımızla ödedik."
Ardından, 219 ABD’li erkeğin, "birkaç kadınla birlikte", binlerce askerin bulunduğu Venezuela askerî kompleksi Fuerte Tiuna’ya girerek operasyonu gerçekleştirdiğini iddia etti.
Trump, hiçbir çekince göstermeden Venezuela’nın petrolünü Washington’un askeri saldırısının maddi ödülü olarak sundu.
"Venezuela’dan çok fazla petrol alıyoruz" diyen Trump, ülkeden "milyarlarca ve milyarlarca varil" petrol çıkarıldığını da öne sürdü.
Bundan hemen önce ise, "Artık Venezuela’yı seviyorum" ifadelerini kullandı ve böylece ülkeye yönelik yeni "sempatisini" Washington’un Venezuela petrolüne el koymasıyla ilişkilendirerek, 3 Ocak’taki bombardımanın ve kaçırma operasyonunun sömürgeci niteliğini açıkça ortaya koydu.
"GANİMET KAZANANIN"
Trump daha sonra tutumunu açıkça emperyalist bir özdeyişle özetledi:
Bu sözler, Washington’un Venezuela petrolünü hem saldırının maddi hedefi hem de askeri saldırının maliyetinin karşılığı olarak gördüğüne dair şimdiye kadarki en açık kamuoyu itiraflarından biri oldu.
Trump ayrıca Venezuela’nın egemen doğal kaynaklarını ABD’nin enerji gücü hesabının bir parçası olarak sundu. "Şimdi buna Venezuela’yı da ekleyin; onu da eklediğinizde, Venezuela dahil dünyanın petrol ve doğal gazının yüzde 60’ına sahibiz" dedi.
ABD SAĞI RAHATSIZ
Bu söylem, Venezuela’nın rezervlerini Venezuela halkının egemen mirası olarak değil, ABD’nin kontrolündeki bir enerji stoğunun parçası olarak tasvir ediyor.
Trump’ın sömürgeci söylemindeki açıklık, Hugo Chávez’in 1998’de devlet başkanı seçilmesinden bu yana Venezuela’ya yönelik yaptırımlar, "rejim değişikliği" ve açık saldırı çağrılarına yıllarca platform sağlayan aşırı sağcı ABD medya kuruluşlarında bile belli ölçüde temkin yaratmış görünüyor.
Bu medya organlarının haberleri, Venezuela kaynaklarını savaş ganimeti olarak tanımlayan Trump’ın söylemini açıkça kutlamak yerine, ABD liderinin ifadelerine belirli ölçüde gazetecilik mesafesi koydu.
Bazı Chavista yorumcular, bu temkinli yaklaşımın, ABD’nin askeri şiddetinin Venezuela’daki aşırı sağ muhalefeti yeniden iktidara taşıyamaması ve Washington’un saldırısını destekleyenlerin vaat ettiği büyük ekonomik patlamayı yaratamamasından kaynaklanan hayal kırıklığını yansıttığını öne sürüyor. Ancak söz konusu medya kuruluşları bu başarısızlığı açıkça kabul etmiş değil.
SOL YAĞMAYA KARŞI
Diğer Chavista ve sol görüşlü yorumcular ise, Devlet Başkanı Maduro’nun zorla görevinden uzaklaştırılmasının ardından ülkeyi vekaleten yöneten Devlet Başkanı Delcy Rodríguez liderliğindeki Venezuela hükümetinin aldığı bazı kararları sorguladı.
Bunun üzerine sol ve halk güçleri, Washington’un Venezuela’nın siyasi ve ekonomik yaşamı üzerindeki artan kontrolüne direnirken sosyalist, halkçı ve anti-emperyalist ilkeleri savunabilecek iç bir blok oluşturmak amacıyla yeniden örgütlenmeye başladı.
Venezuelanalysis’in aktardığına göre, 4 Ağustos Salı günü Caracas’taki Plaza El Venezolano Meydanı’nda, Comunes, Venezuela Komünist Partisi (PCV) ve Sosyalist İşçiler Birliği’nin (LTS) de aralarında bulunduğu sol siyasi grupların oluşturduğu koalisyonun çağrısıyla Washington’a bağımlılığa karşı olan halk bir araya geldi.
"LTS üyesi Angel Arias, "Bu, kaynaklarımızın emperyalist yağmalanmasına karşı düzenlenen bir protestodur" dedi.
"Anti-emperyalizm yalnızca bir söylem değil, Venezuela işçi sınıfı için bir zorunluluktur."
Arias, Venezuela’nın kaynaklarının hala halkın denetiminden çıkarılmış durumda olduğunu ve kararların Trump’ın elinde bulunduğunu da sözlerine ekledi.
Gösteride ayrıca 3 Ocak saldırısı, Washington’un Venezuela’ya karşı sürdürdüğü ekonomik savaş (örtülü bir ifadeyle "tek taraflı yaptırımlar" olarak anılıyor) ve ABD’nin Venezuela’nın petrol gelirleri üzerindeki kontrolü de kınandı. Katılımcılar, siyasi görüş ayrılıklarını aşan bir birlik oluşturulması ve sömürgeci tahakküme karşı mücadele ederek emperyalizmi Venezuela’dan çıkarabilecek ortak bir cephenin kurulması çağrısında bulundu.
Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ
Kaynak: Orinoco Tribune
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz