Törenlerle tesettüre soktular

Etki Can Bolatcan 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve yerel kamu idareleriyle yaptığı protokollerle gündeme gelen Hür Dava Partisi’ne (Hüda Par) yakın Peygamber Sevdalıları Vakfı, son 3 ayda gerçekleştirdiği tesettür törenleriyle yaşları 15 yaşının altında binlerce kız çocuğunu tesettüre soktu. 

İlke Haber Ajansı’ndaki bilgilere göre bu etkinliklerde Hüda Par’ın çalıştaylarında görev alan ve 2010’da Hizbullah Terör Örgütü üyeliğiyle yargılanmış Mehmet Göktaş, Nisanur Dergisi yazarı Arzu Demir ve karma eğitim karşıtlığı ile bilinen İdeal Eğitim Vakfı’nın başkanı Muhammed Şakir konuşma yaptı. 

‘BACILARIMIZIN ASLİ VAZİFELERİ ÖRTÜNMEKTİR’

Yapılan konuşmalarda “Allah’ın ilk emri örtünmektir”, “Biz burada teslimiyeti görüyoruz, taati görüyoruz, bir emrin ifasını ve icrasını görüyoruz” ve “Allah Teala emriyle bacılarımıza, asli vazifeleri ve fıtratlarının gereği olan örtünmeyi emretmektedir” gibi ifadeler kullanıldı.  

MEB protokolüyle Antep’teki devlet okullarında yaz kursu açan Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın Antep’te düzenlediği törende konuşan İlahiyatçı Mustafa Karakurt’un sözleri de dikkat çekti. Çoğunluğu 15 yaşının altındaki çocuklara konuşma yapan Karakurt törende, “Böyle bir karar alan aziz kızlarımızı tekrar tebrik ediyorum. Allah Teala bu emriyle bacılarımıza, asli vazifeleri ve fıtratlarının gereği olan örtünmeyi emretmektedir. Örtü, sıradan bir kumaş parçası değildir. Aziz ve Celil olan, bizi yoktan var eden ve yaşatan Allah Celle Celaluhu'nun emridir. farz-ı ayndır. İman eden her Müslüman bacımızın ve kızımızın üzerine farzdır” ifadelerini kullandı. 

Gaziantep Hasan Celal Güzel Millet Bahçesi'nde düzenlenen etkinlikte ayrıca kız çocuklarının örtünmesine dair “Beni Kaynuka” seferine referans verildi. Kız çocuklarının kapanmasının “tarihsel önemi” Hz. Muhammed’in Beni Kaynuka Yahudilerine karşı başlattığı sefere benzetildi. 

Bir başka dikkat çeken açıklama ise Batman’daki törende konuşan Peygamber Sevdalıları Vakfı Eğitim Komisyonu Başkanı Emin Sütçü’den geldi. Sütçü, "Bu örtü kadını hayattan koparmaz, aksine onu hayata kendi benliğiyle, zekasıyla, ahlakıyla, asaletiyle dahil eder. Varsın birileri açık saçıklığı özgürlük olarak değerlendirsin, bizler gerçek özgürlüğün tesettürde olduğunu haykırmaya devam edeceğiz” dedi. Tesettüre giren kız çocuklarına ilahiler eşliğinde “tesettür sertifikası” verildi. 

Henüz 15 yaşını doldurmamış çocuklar için yapılan bu törenler laikliği tehdit ettiği kadar çocuk psikolojisinde de derin yaralar bırakabiliyor. Uzman Psikolog Gizem Gül Kürekçi, bu tip etkinliklerin çocuğu nesne konumuna ittiğini belirterek, “Çocukların bu dönemde dünyaya, kendilerine, ailesinin ya da öğretmeninin gözündeki yerine ilişkin sorularının yanıtı nedir? Yetişkinlerin dahi yanıt bulamadığı, kendine bir yer aradığı şu anki koşullarda çocukların hayatına yapılan bu müdahale, henüz varlığını ve yerini bilemediği bu soruları üretmeye dahi bir alanın çocuklara bırakılmayıp işgal edildiği bir tablodur. Üstelik herkesin bakışlarının tam ortasında, bir emirle, onların yaşamına hazır bir yanıt dayatılır. Çocuğu tam bir nesne konumuna sürükleyen bir faille karşı karşıyayız” dedi. 

ÇOCUKLAR ARAÇ OLARAK GÖRÜLÜYOR

Bu politikaların yalnızlıkla bir dernekle, şehirle ya da okulla sınırlı olmadığının altını çizen Psikolog Kürekçi, “Kindar nesil söylemlerinden bugüne, ülkede siyasal İslamcı rejimin inşası için çocuk; bir sayıdan, ucuz iş gücünden ve ideolojik bir sunumdan ibaret görülüyor. Bu nesneleştirme çabasıyla iktidarın istediği gibi bir nesil ortaya çıkar mı sorusuna kesin bir yanıt verilemez; ancak on yıllardır tanık olduğumuz üzere, özneyi yok sayan bir otoritenin beklediğini alması pek mümkün görünmüyor. Bu dayatmalar, Öteki’nin karşısında zamanla bir itiraza da dönüşebilir. Ne var ki bu itirazın nasıl biçimleneceği ve çocuğun varlığını nasıl ortaya koyacağı sorusu, onlara hiç alan bırakılmayan bu koşullarda yine çocukların zarar görmesiyle sonuçlanabilir. Oysa çocuğun gözünde söz sahibi olan bir figür, en başta onu korumak ve dünyada bir yer bulmasına rehberlik etmek zorundadır. Bu koşullarda takdir görsün ya da görmesin, çocuklar için kaçınılmaz olan ise ne yazık ki derin bir sıkışmışlık ve acıdır.” ifadelerini kullandı.