SDG'nin feshi, ABD'nin planı

İran savaşının gölgesinde Suriye, Irak ve Türkiye’de, merkezinde ABD’nin olduğu, birbiriyle ilintili çarpıcı gelişmeler yaşanıyor. ABD’nin Ortadoğu denkleminde kilit yer tutan Suriye’de, Kürt liderlerin de “misyonunu tamamladı” dediği SDG’nin entegrasyonunda sona gelinirken Amerikan planı da tamamlanmak üzere. 

 Plan, 4 Aralık 2025’te açıklanan Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde de belirtildiği şekliyle Ortadoğu’da bundan böyle “örgütlerle” değil, güçlü merkezi rejimlerle iş tutmayı içeriyordu. İran’a savaş açan, Çin’e yönelen Amerikan emperyalizmi, bugüne kadar iş tuttuğu “devlet dışı” yapıları terk edip, merkezi devletlere yatırım yapmanın çıkarlarına daha uygun olduğuna hükmetti.

Amerika’nın yeni yönelimleri çerçevesinde Suriye’yi Colani’ye teslim eden Trump yönetimi, SDG’nin, Irak’ta Şii grupların, Lübnan’da Hizbullah’ın, Filistin’de Hamas’ın tasfiyesine kalkıştı. 

Devlet dışı silahlı yapıların denklem dışına itilmesine paralel olarak da Türkiye’de Erdoğan, Suudi Arabistan’da Muhammed Bin Selman, Mısır’da Sisi’ye yatırımlar yapıldı. 

BİR AMERİKAN PROJESİYDİ

Ortadoğu’daki kanlı dönüşümde Suriye’deki hikâye Mart 2011’deki Arap Baharı döneminde başladı. ABD ve bölge ülkelerinin desteğiyle çatışmalara sürüklenen Suriye’deki Kürtler, Temmuz 2012’de Esad yönetiminin boşalttığı kuzeydeki üç bölgede “özerklik” ilan etti. 

Türkiye’nin PKK’nin uzantısı olarak ilan ettiği Halk Savunma Birlikleri’ne (HPG) yönelik yoğun tazyiki sonrasında ABD’nin telkiniyle 10 Ekim 2015’te ana yapısını Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kuruldu. SDG’nin ana gövdesini Kürtlerin silahlı gücü YPG oluşturuyordu. 

ABD-SDG ilişkisi Esad’ın devrildiği 8 Aralık 2024’e kadar sorunsuz devam etti. HTŞ’nin Suriye’nin kontrolünü ele geçirmesiyle birlikte, 7 Ekim 2023 saldırılarının yarattığı kırılmanın da etkisiyle, yeni bir dönem başladı. 

Trump yönetimi düne kadar “terörist” olarak gördükleri Colani lakaplı Ahmet El Şara ile iş görmeye başladı. Amerika’nın isteklerini sorunsuz şekilde yerine getiren Şara ile birlikte Suriye’deki parçalı yapı da merkezileştirilmeye başlandı. 

ABD Başkanı Donald Trump, Şara'yı "güçlü bir lider" ve "harika bir iş çıkaran biri" olarak nitelendirmesi boşuna değildi.

Rojova’daki özerk yapı kaldırılarak SDG’nin ve Kürtlerin Şam’a entegrasyonuna kalkışıldı.

HTŞ ile SDG arasında 29 Ocak’ta imzalanan entegrasyon anlaşmasında ABD’nin yanında Türkiye de yer aldı.

Trump yönetimi Suriye’de Colani’yi kullanırken Türkiye’de ise “meşruiyet” karşılığında her dediklerini yapan Erdoğan ile yol almaya başladılar.

Suriye Kürtlerinin, SDG’nin Şam’a entegrasyonunda mesafe alınmasıyla birlikte Türkiye’deki süreçte de adımlar atılmaya başlandı. Ortadoğu’daki çatışma ikliminin etkisiyle başlatılan sürecin her adımı Suriye’ye endeksli ilerledi.

İki yıllık sürecin sonunda 10 Ağustos’ta Meclis’te kabul edilen 12 maddelik “çerçeve yasa” da SDG’nin Şam ile entegrasyonda sona gelindiğini açıklaması sonrasında geldi.

Anlaşmanın üzerinde altı aydan fazla süre geçerken askeri, güvenlik ve idari alanlarda sürecin büyük kısmı tamamlandı. SDG’nin Kobane Sorumlusu Mahmud Berxwedan, önümüzdeki birkaç gün içinde YPG-SDG'nin feshini ve özerk yönetimin lağvedileceğini duyuracağını açıkladı.  Berxwedan ayrıca "Tek ordu, tek devlet, tek bir bayrak, ortak vatan çerçevesinde el ele yeni Suriye’yi inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı. 

AKP iktidarı “çerçeve yasa”nın sadece PKK’yi değil, bağlantılı tüm yapıları kapsadığını ileri sürerken Irak, Suriye, Türkiye’deki gelişmeler birbirini etkileyerek ilerliyor. SDG’nin feshi, PKK’nin varlığına son vermesi Suriye, Irak, Türkiye üçgeninde bir devrin kapanması demek.

Bu durum tam da ABD’nin Türkiye’yi Irak, Suriye hattında konumlandırmasına uyumlu şekilde gelişiyor. ABD’nin Ortadoğu şerifi Tom Barrack’ın Türkiye, Suriye ve Irak’tan sorumlu “özel elçi” yapılması tam da bunun içindi.

Amerikan emperyalizmi Erdoğan yönetimi vasıtasıyla Türkiye’yi Ortadoğu’da konumlandırırken Türkiye artık Irak ve Suriye liginde.

Trump yönetiminin Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi Amerikan emperyalizminin yol haritasını belirlerken tek adam rejimi de kendilerine biçilen rolleri yerine getiriyor. Ukrayna savaşı, Suriye ve İran savaşlarındaki tutumlar rollerin benimsendiğini gösteriyor.