Neoliberal yıkımın yeni laboratuvarı
Dış Haberler
Arjantin’de Javier Milei’nin Aralık 2023’te iktidara gelmesinden bu yana uyguladığı neoliberal yıkım reçetesi, Latin Amerika’da birbiri ardına sağın yönetimine geçen ülkelerdeki halkları nelerin beklediğini gözler önüne seriyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın açık müdahaleleriyle Latin Amerika ülkeleri bir bir sağa teslim olurken Arjantin, kıtanın yeni neoliberal laboratuvarı haline getirilmiş durumda.
‘VATAN SATILIK DEĞİL’
Milei hükümetinin tartışmalı girişimlerinin son örneği, ülke topraklarını sermayeye açan yasa tasarısına karşı kitlesel protestolar oldu. Sol örgütlerin ve sendikaların çağrısıyla hükümetin "Özel Mülkiyetin Dokunulmazlığı" yasa tasarısına karşı on binlerce kişi meydana indi.
“Vatan satılık değildir” sloganlarıyla yürüyen göstericiler, tepkiler sonrası hükümet bazı maddelerden geri adım atsa da tasarının tamamen geri çekilmesini istedi. Polis göstericilere biber gazı, plastik mermi ve tazyikli su ile sert müdahalede bulunurken onlarca kişi yaralandı ve gözaltına alındı.
Ancak yasa, 33’e karşı 37 oyla parlamentonun üst yasama organı olan Senato’da kabul edildi. Tepkiler üzerine en tartışmalı iki maddesi değiştirilen yasa, parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde oylanacak.
Yasa, budanmış haliyle işgal ve kira borcu gibi durumlarda tahliye sürecini kolaylaştırıyor, devletin arazilere yönelik “kamu yararı” gerekçesini daha dar tanımlara hapsederken kamulaştırmayı daha zor hale getiriyor.
TEPKİLER SONRASI ‘BUDANDI’
Bazı maddeler, sendikalar ve sol muhalefetten bazı valilere ve Kilise kesimlerine kadar tepkilerden sonra yasadan çıkarıldı. Milei hükümeti yasa ile ülkeye yabancı yatırım çekmek isterken muhalifler, yasanın Arjantin'in "sömürgeleşmesi, parçalanması, bölünmesi ve Balkanlaşması" anlamına geleceğini söylüyor.
Bunlardan biri, yabancı kişi ve şirketlerin kırsal arazi alımındaki sınırları kaldıran bir maddeydi. Mevcut %15’lik üst limiti ve su kaynakları, sınır bölgeleri için geçerli olan bazı ek kısıtlamalar ortadan kalkıyordu veya %25’e yükseltiliyordu. Buenos Aires Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre ülke topraklarının İngiltere’nin yüzölçümüne denk olan yüzde %5’i, halihazırda yabancı sermayenin elinde.
Diğeri ise, Orman, sulak alan veya kırsal arazilerde yangın sonrası arazi kullanım değişikliğini 30 ila 60 yıl arasında engelleyen yasakların kaldırılmasıydı.
2,5 YILLIK YIKIM
Enflasyonu düşürme vaadiyle Milei yönetimi aradan geçen 2,5 yılda Arjantin’i, piyasanın mutlak üstünlüğüne teslim edilirken devlet giderek küçüldü. İşçi sınıfının hakları ve kamusal hizmetler budanırken sosyal devlet tasfiye edildi. Ülke kaynakları birbiri ardına sermayeye peşkeş çekilirken halk derin bir yoksulluğa mahkûm edildi.
Son 16 yıldır merkez sol partinin iktidarda olduğu Arjantin’de, enflasyonun yıllık yüzde 140'ü aştığı bir dönemde toplumun politikacılara duyulan öfke ve sistem karşıtı söylemleri, 2023 sonlarında Milei’ye iktidarın yolunu açtı.
KAMUYA ‘ZİNCİR TESTERE’
Devleti küçültmenin simgesi haline gelen “zincir testere” ile pozlar veren Milei işe koyuldu. Kamu harcamaları reel olarak önemli ölçüde düşürüldü. 18 olan bakanlık sayısı yarıya indirildi, bunun sonucunda on binlerce kamu çalışanı işten çıkarıldı.
Altyapı yatırımları, bilim, sağlık, eğitim ve emekli destekleri büyük darbe aldı. Sosyal programlar daraltıldı, illere aktarılan kaynaklar kesildi. Enflasyon düştü, bütçe fazlası verildi ancak reel ücretler eridi, işsizlik arttı, yoksulluk derinleşti. Fiyat kontrolleri ve sübvansiyonlar kaldırılınca elektrik, gaz ve ulaşım faturaları fırladı. Kira kontrolleri kalktı, sözleşmeler dolar üzerinden yapılabildi.
Özelleştirmeler hızlandırıldı, büyük yatırımlar için vergi ve döviz ayrıcalıkları tanındı, madencilik alanları genişletildi. Deregülasyon dalgasıyla binlerce düzenleme kaldırılırken ülke adım adım sermayeye teslim edildi.
İŞÇİ HAKLARINA TARİHİ SALDIRI
İşçi hakları cephesinde de aynı sertlik görüldü. Önce acil kararnamelerle, ardından yasalarla iş yasalarında 50 yılın en köklü değişikliğine gidildi. Sendikaların “işçi sınıfına yönelik tarihi bir saldırı” olarak nitelendirdiği reformla deneme süreleri uzatıldı, kıdem tazminatı ucuzlatıldı, günlük mesailer 12 saate kadar çıkarıldı.
Grev hakkı kısıtlanırken “temel hizmet” kapsamı genişletildi, grev sırasında zorunlu çalışma oranları getirildi. Sendikaların toplu sözleşme ve işyeri gücü zayıflatıldı. Yüzde 50 civarındaki kayıtdışı istihdamın esneklik adı altında yasallaştırıldığını ve işçilerin kölelik koşullarına itildiğini. Bu adımlar kitlesel genel grevler ve protestolarla karşılandı, bazı maddeler mahkemelerde askıya alındı.
SOSYAL ALANDA YIKIM
Sosyal alanda kadın, cinsiyet eşitliği ve şiddetle mücadele kurumları kapatıldı veya işlevsizleştirildi. Kürtaj erişimi için gerekli malzemelerin dağıtımı durduruldu. Kadın Bakanlığı ortadan kaldırılırken toplumsal cinsiyet politikalarında bütçe kesintileri ve kadına şiddeti daha da yaygınlaştıracaklar kanunlar gündeme getirildi.
Engelli ve emekli destekleri de budandı. Barınma hakkı da hedefe alındı. Birçok bakım ve sosyal politika iptal edildi veya risk altına girdi. Güvenlik tarafında istihbarat örgütüne yargı kararı olmadan tutuklama yetkisi verildi. Protestolara yönelik baskı arttı.
Milei’nin Aralık 2023’te göreve başlamasından bu yana uyguladığı “ekonomiyi dışa açma” ve “devleti küçültme” politikası yaklaşık 300 bin kayıtlı istihdamın kaybedilmesine neden olurken halk için tarihi bir sosyal yıkımı da beraberinde getirdi.
PROTESTOLAR SÜRÜYOR
Milei’nin politikalarına karşı sendikalar, sol örgütler, öğrenciler, emekliler ve mahalle hareketleri defalarca sokağa çıktı. Genel grevler günlük hayatı felç etti, Buenos Aires ve diğer büyük kentlerde on binlerce kişi yürüdü.
Toplumda artan huzursuzlukla boğuşan Milei’nin yardımına ise, Çin’in bölgede artan etkisi karşısında Latin Amerika’yı tekrar ABD’nin arka bahçesi haline getirmek isteyen Donald Trump koştu. Trump, 40 milyar dolarlık “seçim rüşveti” ile Milei’nin Ekim 2025’teki kritik ara seçimleri kazanmasını sağladı.
Bolivya’dan Honduras ve Şili’ye, Peru’dan Kolombiya’ya son iki yıldır Latin Amerika ülkelerinde tüm seçimleri, Trump’ın ideolojik çizgisine yakın sağcı isimler kazanıyor. Küba, Venezuela ve Nikaragua bir kenara bırakıldığında kıtada Meksika, Brezilya ve Uruguay dışında sol hükümet kalmazken Arjantin’in “Milei deneyimi”, piyasa öncelikli, emek ve sosyal hakları ortadan kaldıran, ülkeyi sermayeye teslim eden politikaların somut sonuçlarını gösteriyor.
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz