Kışın bakanlık, yazın vakıflar: Çocuk hedefli gericilik
Etki Can Bolatcan
Okulların kapanmasıyla günlerinin tamamını iş yerlerinde geçirmek zorunda kalan pek çok aile çocuklarını eğlenebilecekleri, öğrenebilecekleri ve nitelikli zaman geçirebilecekleri “yaz okullarına” gönderiyor. Özellikle özel işletmelerde bu tür okulların veya kampların ücretleri dudak uçuklatacak cinsten, benzeri uygulamalarsa kamusal bir hizmet olarak ya sunulmuyor ya da çok niteliksiz. Bu imkansızlıklar ise aileleri kamudan sınırsız destek alan, pek çok farklı alanda önü açılan iktidar destekli gerici yapıların “davetkar etkinliklerine” mecbur kılıyor.
Türkiye’de kamusal eğitimin ve çocuklara yönelik desteklerin yapısı, son yıllarda sivil toplum kuruluşu kisvesi altında faaliyet gösteren iktidar destekli vakıf ve derneklerin artan etkisiyle gerici bir dönüşüm geçirdi. Bu dönüşümün en geniş ölçekli örneklerinden biri, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) iş birliğiyle yürütülen "Yaz Okulları" projeleri oldu.
Kamu binalarının, idari imkanların ve maddi kaynakların iktidara yakın yapılara tahsis edilmesi hem devletin yönelimini hem de halkın kamusal hizmetlere erişimini tartışma konusu haline getirdi.
SINIRSIZ DESTEK, SINIRSIZ TAHKİM
Neredeyse her yaz gündeme gelen ve her sene etki alanını arttıran TÜGVA Yaz Okulu Projesi, ülkenin dört bir yanında yürütülen devasa bir organizasyon ağına ulaştı. Farklı yaşlardan ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin katıldığı “etkinliklere” Türkiye genelinde yaklaşık 550 bin başvuru alındığı ve yüz binlerce öğrencinin bu ağa dahil olduğu açıklandı.
Organizasyonun kitlesel ve maddi boyutu da etkinliklerin sonlarında düzenlenen stadyum buluşmalarıyla gövde gösterisine dönüştürüldü. RAMS Park ve Tüpraş Stadyumu gibi yüksek kapasiteli ve maliyetli mekanlarda gerçekleştirilen, devletin farklı kademelerinden “saygın” bürokratların katılım sağladığı final programları, organizasyonun çocuklara yönelik bir yaz etkinliği olmasından ziyade nasıl siyasal bir gösteri ve tahkim alanına dönüştüğünü ortaya koydu.
Bu stadyum organizasyonları ve gövde gösterisine dönüşen etkinlikler devletin bu tür vakıflara açtığı sınırsız koridorun yalnızca popüler yüzü. TÜGVA’nın yaz okulları için gerekli alanlar, MEB tarafından direkt devlet okullarının tahsis edilmesiyle sağlandı. Bu okullarda gerçekleştirilen çalışmalarda haremlik-selamlık olarak kurgulanan yoğun dini içerikli “eğitimlere” yer verildi.
TÜGVA’nın düzenlediği yaz okullarında kamu kaynaklarının kullanımı yalnızca binalarla sınırlı kalmadı. İŞKUR’un İşgücü Uyum Programı aracılığıyla yaz okullarında görevlendirilen personelin maaşlarının devlet bütçesinden ödeneceği açıklanarak okul binalarının elektrik, su, bakım ve temizlik masrafları da tamamen kamunun üzerine bırakıldı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın Yüksek İstişare Kurulu’nda bulunduğu TÜGVA’nın yanı sıra TÜRGEV, Ensar Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti gibi yapılara zamanında AKP yönetimindeki İBB tarafından 357 milyon lirayı aşan kaynak aktarıldı.
Tüm bu desteklere rağmen vakıfların aldığı düşük ücretlerle ve karşılaştığı yüksek maliyetlerle çocuğunu sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katamayan yoksul ailelerden öğrenci başına 500 TL’ye varan ücretler talep ettiği de söylendi. Özetle; bu tür vakıflar en küçük giderden devasa stadyum şovlarına kadar tüm harcamaların faturasını maddi desteklerle sağlarken, üstüne yoksullukla kendilerine mecbur bıraktıkları yüz binlerce aileden ücret almayı da ihmal etmedi.
YOKSULLUĞU YÖNETİYORLAR
TÜGVA ve bu benzeri yapılar, imkanları gitgide daralan yoksul aileleri ise pek çok farklı kanalla bu tür yaz okullarına mecbur bırakılıyor. Milli Eğitim Bakanlığının il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği resmi talimatlar, velilerin bulundukları okul WhatsApp grupları, ÇEDES gibi projelerle okullara atanan manevi danışmanlar vasıtasıyla gündelik eğitim hayatının olağan unsuru haline getirilen iktidar destekli vakıflar, ailelerle temas kurarken hiçbir engelle karşılaşmamayı geçin, kamu personellerince destekleniyorlar.
Tüm bu desteğin yanı sıra sunulan eğitimin her kademesinde vakıfların etkinlikleriyle karşılaşan aileler, derinleşen ekonomik kriz ve yüksek enflasyon ortamında özellikle yaz aylarında çocuk bakımını ve sosyal etkinlik imkanlarını üstlenmekte zorlanıyor. Her yanıyla piyasaya açılan eğitim sisteminde özel yaz okullarının ve spor kurslarının fahiş fiyatları karşısında, kamunun da ücretsiz ve yaygın alternatifler sunmaması yoksul aileler için bu tür vakıfların organizasyonlarını neredeyse tek seçenek haline getiriyor. Özellikle yoksullaşan muhafazakar aileler için vakıf etkinlikleri çocukları için bir çıkış yolu olarak görülüyor.
Aladağ’daki cemaat yurdunda ölen kızının ardından “Ücretsiz kalıyordu, başka seçeneğimiz yoktu, mecburduk” diyen babanın feryadı da bu tartışmalara acı bir nokta koyuyor. Rejimin nerede saf tuttuğu ise sadece mali kaynakların seferber edilmesiyle değil yargının tavrıyla da belli. Aladağ’daki kız çocuklarının avukatı Can Atalay’ın Silivri’de tutsak bulunması, TÜGVA’yı protesto eden gençlere 1 saatte soruşturma açılması, tarikat saldırısına karşı durduğu için 6 ay cezaevinde tutulan akademisyen Aslı Aydemir bu tavrın en somut örnekleri.
UMUT YOLUNU BULUR
Yaratılmak istenen dindar ve itaatkar gençlik ve uçsuz bucaksız kaynak aktarımı adına bütün bu maddi seferberliğin yanında emekçi halk çocukları adına dayanışmayla örülen yaz okulları da var tabi. Örneğin Keçiören İncirli’de bulunan 19 Mayıs Mahallesi’nde 2009’dan beri mahalle halkının kendi emeği ve dayanışması sayesinde kesintisiz sürdürülen Dayanışma Yaz Okulu. 1976’da İncirli’ye gelen Necdet Erdoğan Bozkurt’un çocuklara okuma yazma ve mandolin çalmayı öğretmesinin ardından Necdet Erdoğan’ın mirasını omuzlanmayı kendine borç bilen devrimcilerin özverisiyle başlayan yaz okulu çocukları her yaz temel derslerden yüzme etkinliklerine, satranç kurslarından at çiftliğindeki pikniklere taşıyor. Keçiören’de ilmek ilmek örülen dayanışma halkın stadyumlara, maaş desteklerine, tahsis edilen okullara ihtiyaç duymaksızın kendi kollarıyla kendi çocuklarına nasıl sahip çıkabildiğinin en güzel örneklerini veriyor.
On binlerce kişilik stadyumlarda düzenlenen devasa final etkinliklerine, bizzat devlet tarafından bahşedilen okul binalarına, yoksulluk kıskacındaki ailelerin çocuklarının ideolojik bir marangozluğa maruz bırakılmasına rağmen; TÜGVA’ya karşı eylem yapan gençler de Keçiören’deki 60 yıllık dayanışma da capcanlı. Belki yaz okulunun en önemli dersi de burada; iktidar 25 yıllık tarihinin her yazını yeni bir çocuğu yontmaya ayırsa da Gepetto’ya teslim olmayan minik eller var.
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz