Kabuğu kırma çağrısı
Sevi Gizem
Geçtiğimiz haftalarda Ankara ve İstanbul’da gerçekleşen Yan Yana Forumları ülkenin içine sürüklendiği karanlığa dur deme cesareti ve inisiyatifi gösterenlerin birbirinin umudundan ve heyecanından beslendiği çok kıymetli bir başlangıç oldu. Çok kısa bir sürede organize edilen bu buluşmaların bu denli kalabalık ve coşkulu geçmesi ülke gerçekliğinde ne kadar da büyük bir ihtiyaca denk düştüğünü gözler önüne serer nitelikte. Şimdinin göreviyse bu birlikteliği kalıcılaştırmak ve kitleselleştirmek için bir yol haritası oluşturmaktan geçiyor.
Gün geçtikçe iktidar siyasi ve hukuki saldırganlığını artırarak halkı korkutmaya, sindirmeye ve seçeneksiz kaldığına ikna etmeye çalışıyor. Ancak bu çaba halkın isyanını bastırmaya yetmiyor. İktidarın bu saldırılarına karşı hayatın her alanında direnişler, hak mücadeleleri hiç durmaksızın devam ediyor.
Ancak bize “artık yeter” dedirten sebepler bunca ortakken seslerimiz yeterince birbirine ulaşamıyor, kendi isyanımızda yalnızlaşıyoruz. Oysa bu seslerin birbirine kulak verebileceği ve hep bir ağızdan haykırabileceği birleşik bir mücadele zeminine ihtiyaç var. Bu mücadelede en önemli görev sokağın nabzını tutmak ve İktidarın yaratmaya çalıştığı yapay gündemlerin halkın gerçek ve yakıcı gündemlerini gölgelemesine izin vermemek olmalı. Bir araya gelmek için bizim en çok güven duygusuna ihtiyacımız. Burada BirGün gazetesinin 22 yıldır ilmek ilmek halkın güvenini nasıl kazandığına bir dönüp bakmak lazım. Hiçbir sermayeye, hiçbir partiye bağlı kalmadan “halkın gazetesi” olma iddiasından taviz vermeden, baskılar karşısında hiç pes etmeden gerçekleri haykırmaktan vazgeçmeyen BirGün gazetesi cesareti, kararlılığı ve samimiyetiyle halkın güvenini kazanabildi.
Birleşik halk muhalefetini örerken bu güveni kazanabilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel noktalar şunlar olabilir; ilk olarak hiçbir siyasi yapıya göbekten bağlı olmadan partiler üstü bir birliktelik kurulması. Burada geçmiş deneyimlerden de ders çıkarabilmek önemli. Birleşik Haziran Hareketinde olduğu gibi farklı partilerin ve siyasi yapıların ortak imzalarıyla çıkılan yolda halkı mücadele hattına çekmeye çalışmak uzun soluklu olmuyor. Ne yazık ki partiler ve yapılar arası çıkar çatışmaları halkın ortak taleplerini gölgeleyebiliyor ve kopuşlar kaçınılmaz oluyor. Öylesine, bir şey yapmış olmak için yapılan siyaset biçiminden halk artık çok sıkıldı. Bunun yerine samimi itirazlar ve somut talepler bizi bir arada tutabilir. Ezbere muhalefet alışkanlığından kurtulmak gerek. Burada gençlerin ve kadınların yaratıcılığından beslenmekte ve dünya örneklerine dönüp bakmakta yarar var. Atılacak ilk adım, halka “artık yeter” dedirten ortak sebeplerin belirlenmesi, yani halkın isyanındaki ortaklıkların tespit edilmesi ve bu ortak isyanı harekete geçirecek ortak hedefler, somut talepler üzerinden bir mücadele programı şekillendirilmesi olmalı. Bu mücadelenin nihai hedefi tek adam rejiminden kurtulmakken bu yolda bizden çalınan hakları yeniden kazanmak ve bedenimize, irademize, emeğimize, yaşam alanlarımıza yapılan saldırıları durdurmak için bu yolu yürürken adımlarımızı şekillendirecek somut taleplerimiz de olmalı. Toplumun en küçük birlikteliklerinden başlayarak hayatın her alanında, her bir özneye kulak vermekte ve “bu mücadelede var olmak için onların sebebi ne?” sorusunu yönelterek birebir samimi davetlerde bulunmakta yarar var. Her mahallede, her okulda, her iş yerinde, her kampüste, hayatın her alanında isyan edenler var, halk muhalefetinin gücüne olan inancını yitirmeyenler, pes etmeyenler var. Bir de pes etmiş görünenler, umutsuzluğa kapılıp kendi kabuğuna çekilenler var. İşte bizim görevimiz yalnızca isyan edenleri bir araya getirmek olmamalı, isyanında yalnızlaşıp kendi kabuğuna çekilmiş olanların güvenebileceği ve yeniden deneme cesaretini kendinde bulabileceği bir mücadeleyi görünür kılmak gerekiyor.
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz