Hücum iyi… Ya savunma?
Geçen sezon ligi zirvenin uzağında bitirirken, Beşiktaş için “hayıflanma mevzularından” biri de, “2026 – 2027 sezonuna erken başlayacak olması” yani maçlarını Temmuz’dan itibaren oynamak zorunda kalmasıydı.
Yazın sıcağı tabii ki herkes için önemli bir handikaptır. Ama Beşiktaş açısından, dünkü Kralove maçı da dahil geçen 3 maç önemli bir avantaj sayılmalı. Hele ki, önemli mevkilere yeni ve iyi transferlerle iddialı bir takım kurma çabasındaki Beşiktaş için…
UEFA Ligi’nde ilk iki maçta, Danimarkalı rakibi FC Midtjylland karşısında izlediğimiz Kara Kartal, “hızlı ve topluca hücuma çıkabilme dersine” çok işi çalışan ve umut vaadeden bir takım hüviyetine bürünmesiyle göz doldurmuştu. Her iki ayakta da rakibin 10 kişi kalması tabii ki önemli avantajdı ama Beşiktaş’ın baskın ve nefes aldırmayan futbolu, 11’e 11’de bile o takımı alt etmeye kadirdi.
Özellikle İlhan ve Salih’le iyice güçlenmiş kadro, “Bu sezon için” taraftarına ve kenar yönetimine güven vermişti. Sezonun ilk 2 dersinden iyi notlar alarak çıkan Beşiktaş H. Kralove karşısında başka bir teste tâbi tutuldu.
“Hemen 2 derste bir şey öğrenilemeyeceği” gerçeği kendini gösterdi. Bu kez deplasmanda Midtjlland’a göre daha zayıf denilen H. Kralove takımı Beşiktaş’a “Biraz da defansta hızlı çoğalmayı öğrenin” dedi, adeta…
Maçın ilk devresinde, rakip kalede en az 5 – 6 pozisyonda, Oh, İlhan, Orkun ve Czerny’nin ayaklarından “çerçeveyi (Oh’un bir şutu üst çerçevede patladı (42) ama) bulamayan” Beşiktaş, rakibin cesur kontratakları karşısında az kalsın “erken bedel” ödeyecekti. 2 tanesinde kaleci Nübel’in becerisi, birinde de (44) Emirhan’ın çizgide olaganüstü refleksiyle, golleri savuşturmaya becerdi.
Ama kenarda Vincenzo Italiano Hoca’nın da yüreğini birkaç kez ağzına getiren bu pozisyonlar, “Bir musibet (hatta birkaç musibet) bir nasihattan evladır” sözünü hatırlattı. Al sana “sezona erken başlamanın bir avantajı.
Bu ders, yani “hücuma çıktığın gibi defansa da hızlı dönebilme dersi” Beşiktaş’ın önündeki en önemli ev ödevlerinden biri olarak karşısına çıkıverdi. İyi golcü ayaklara sahip rakipler, bu konuda zaafiyeti olan bir Beşiktaş’a ummadık bedeller ödetebilir...
Maçın ikinci yarısında ilk 25 dakika rakibi tek kale oyuna mahkum etti. Kalesini muhasara altına aldı Beşiktaş. Ama gol bir türlü gelmedi.
71’de Outtara’nın gördüğü kırmızı kart, Beşiktaş’ın tüm planlarını alt üst etti. Takım tepeden tırnağa revize etmek zorunda kaldı Vincenzo Hoca. Emirhan’ı sol beke çekti. Orkun ve Czerny’i çıkarttı. Rıdvan, Ndidi ve Semih’i de oyuna aldı.
“Gitsin, gönderilsin, ne işi var” denilen Ndidi, çok hızlı bir kontratakta, rakibin üzerine 6’ya 3 kişiyle gelmişken, altıpasa öyle güzel bir top kesti ki, rakip defansın da hatasıyla, top Semih’in kafasına adeta “al da at” gibilerden düşüverdi. Durum 1-0 oldu.
Semih’e de, zaten ta 2024’ten beri beklediği fırsat gelmişti.
Tepmedi bu fırsatı. Belki de yeniden doğuşu olur bu “mutsuz çocuğun”.
10 kişilik Beşiktaş değişikliklerle yapıyan yeni kurgu ile oyuna iyice tutunmayı becerdi.
Başka çaresi de yoktu zaten hocanın. Bu kumarı oynayacaktı.
Başka bir maçta başka bir hoca,. Bu durumda “çift santrfora” döner miydi? Vallahi döndü Vincenzo. Ve ödülünü de aldı.
Son düzlükte Kralove iyice yüklenmeye başladığında da Oh’u çıkarıp, Mustafa’yı aldı oyuna. Savunmaya da Agbadou’yu.
Nübel’in etkili kurtarışları, zaten deplasmanda alınan bu zaferin erken habercileriydi.
Futbol bu. Hiçbir şeyin garantisi yok. Ama Beşiktaş bugün 1-0’la geçtiği bu rakibe karşı İnönü’de zorlanmaz gibi.
Dersler çok. Ev ödevleri çok. Ama Kara Kartal birer birer gidiyor.
Şimdilik umut da veriyor.
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz