Gerilim dinmiyor

POLİTİKA SERVİSİ 

ABD’nin bölgesel politikalarının iki ortağı Ankara ve Tel Aviv arasında tansiyon düşmüyor. İki ülke arasında İsrail’in Idlib’de düzenlediği saldırının ardından tırmanan gerilim, karşılıklı salvolarla devam ediyor. İsrail Başbakanı Netanyahu Eylül’de gerçekleşecek seçime hazırlanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sık sık hedef alarak seçmeni konsolide etmeye çalışıyor. Öte yanda Saray yönetimi de sık sık Netanyahu’yu hedef alarak içeride kendi tabanını domine ediyor. ABD’nin koruyuculuğu altında açık veya örtülü işbirliği sürdürülürken iki ülke arasında kontrollü gerilim yaşanıyor. 

Soykırımcı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "İsrail’e karşı saldırganlığını Suriye’ye taşımaya çalıştığını" ve buna göz yummayacaklarını söyledi. Açıklama, İsrail’in Suriye’nin kuzeyinde ve Türkiye sınırına yaklaşık 70 km. uzaklıkta bir hava üssünü "Türkiye’nin askeri yığınak yapacağı" iddiasıyla vurmasından üç gün sonra geldi. İsrail Başbakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan yazılı açıklamada "Erdoğan Kürtleri katletmiş, Hamas teröristlerine ev sahipliği yapan, Kıbrıs’ın yarısını işgal eden, kendisine karşı çıkan gazeteci siyasetçileri daha önce görülmemiş çapta hapseden bir antisemitik diktatördür" ifadeleri yer aldı. İsrail’in Ortadoğu’daki tek gerçek demokrasi olduğunu iddia eden İsrail Başbakanlığı, "Erdoğan’ın İsrail liderlerini ve askerlerini korkutmaya yönelik acınası girişimleri bir sonuç vermeyecek" dedi. 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Netanyahu’nun açıklaması, "tarihî gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten yoksun hadsiz hezeyanları; savaş suçları ve insanlığa karşı suçların hesabını vermekten kaçan bir yönetimin içine düştüğü acziyetin bir başka göstergesi" olarak değerlendirildi. "İsrail’de seçim kampanyası sorumsuz bir güvenlikçi popülizmin ve giderek sertleşen bir tehdit siyasetinin etkisi altına girmiştir" denildi. "İç siyasi rekabet uğruna sürdürülen bu tehdit siyaseti ve gerilimi tırmandırma çabası, yalnızca İsrail toplumu açısından değil, bölgesel ve küresel barış ve istikrar açısından da ciddi riskler taşımaktadır" ifadeleri kullanıldı. 

İSRAİL, TÜRKİYE’Yİ KIŞKIRTMAYA MI ÇALIŞTI?

Öte yandan Tom Barrack, İsrail’in Idlib’de düzenlediği saldırının perde arkasını anlattı. Barrack’ın anlattıklarına göre İsrail saldırıdan önce ABD’ye de Türkiye’ye de haber vermedi. Saldırıdan sonra Mossad Başkanı ile Suriye Dışişleri Bakanı’nın görüştüğünü belirten Barrack, Türkiye’nin İsrail saldırısına karşı uçaklarını havalandırma seçeneğini değerlendirdiği ancak diyalog yoluyla bu krizin aşıldığını anlattı. 

Barrack, İsrail’in elindeki istihbaratın neye dayanmış olabileceğine ilişkin üç ayrı ihtimal üzerinde durdu. İlk senaryo, Türkiye’ye ait askerlerin veya askeri unsurların bölgede bulunduğuna yönelik bilgiydi. Ancak Barrack, ABD’nin yaptığı incelemelerin bunu doğrulamadığını söyledi. İkinci olasılık, İsrail’in saldırının hemen öncesinde diğer ülkelerin fark etmediği ani bir askeri hareketlilik tespit etmiş olmasıydı. 

Barrack’ın daha güçlü bulduğu üçüncü ihtimal ise Türkiye’nin ilerleyen dönemde bölgede askeri eğitim faaliyetlerini genişletmesine ilişkin bazı görüşmelerin İsrail istihbaratının radarına girmiş olmasıydı. Barrack’ın anlattıklarına göre saldırı öncesinde diplomatik temaslar devam ediyordu. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile Mossad’ın yeni başkanı arasında yaklaşık iki saat süren bir görüşme yapıldığını belirten Barrack, bu görüşmede taraflar arasındaki sorunların ayrıntılı biçimde ele alındığını söyledi. 

Barrack’a göre krizin en tehlikeli aşaması, İsrail’in saldırı öncesinde Washington’a da Ankara’ya da bilgi vermemesiyle başladı. Tarafların iletişim kanalları üzerinden sorunun kontrol altına alındığını düşündüğü sırada İsrail, pistleri vurma kararı aldı. 

Barrack’ın açıklamalarında en dikkat çekici bölümlerden biri, İsrail savaş uçaklarının Türkiye sınırına yaklaşması sırasında Ankara’da yaşananlardı. Türkiye’nin güçlü bir askeri ve istihbarat kapasitesine sahip olduğunu söyleyen Barrack, İsrail uçaklarının sınıra yöneldiğinin görülmesine rağmen Ankara’nın uçakların hedefi, rotası ve niyeti konusunda bilgi sahibi olmadığını söyledi. Bu belirsizlik nedeniyle Türkiye’de savaş uçaklarının havalandırılması seçeneği gündeme geldi. Barrack, son anda iletişim kanallarının devreye girdiğini ve gerilimin kontrol altına alındığını söyledi. Aksi durumda sonuçların çok daha ağır olabileceğine işaret etti.