Geri gönderme kabul edilemez

İsviçre başta olmak üzere Avrupa genelinde siyasi mültecileri geri gönderme politikalarına tepkiler sürüyor. İnsan hakları örgütleri, avukatlar ve aileler Türkiye’ye gönderilmek istenen mültecilerin tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek geri gönderme politikasından vazgeçilmesini istiyor. 

Geri gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya olan isimlerden birisi de Fransa’da politik mülteci olan ve 4 Ağustos’ta gittiği Arnavutluk’un başkenti Tiran’da tutuklanan Teori ve Politika yazarı Jülide Yazıcı. 

Yazıcının avukatı Vedat Aytaç, müvekkilinin Tiran’a 150 kilometre mesafede bulunan Podcades şehrinde cezaevinde tutulduğunu söyledi.  

GÖRÜŞTÜRÜLMEDİ

Müvekkilini ilk kez duruşma salonunda gördüğünü mahkeme kararından sonra cam bölmedeki ses cihazından konuştuklarını aktaran Av. Aytaç, Tiran’daki mahkemede avukatın, “Jülide’nin Fransa’da politik göçmen statüsünün bulunduğunu, 8 yıldır burada öğrenci ve öğretmen olarak yerleşik hayat sürdürdüğünü, Tiran’a turistik seyahat için giderken polis tarafından pasaport kontrolünde gözaltına alındığını, iade ve gözaltı ile tutuklu yargılama talebinin reddedilmesini, illa tedbir uygulanacaksa ev hapsi uygulaması istediğini söylediğini” kaydetti. Ancak bu taleplerin reddedildiğini kaydetti. 

AİHM kararlarının bir ülke tarafından politik mülteci sıfatı tanınmış bir mültecinin, iade edilmemesini öngördüğünü kaydeden Av. Aytaç, Yazıcı’nın sağlığının iyi olduğunu, kararlı ve direngen tavrını sürdürdüğünü kaydetti. Yazıcı ile iki gün önce görüştüğünü cezaevine girişte çıplak arama dayatmasını yapıldığını, müvekkilinin bunu kabul etmediğini aktardı. 

MÜEBBETLE YARGILANANLAR

Geçen haftalarda iki çocuğuyla birlikte İsviçre’den Türkiye’ye iade edilen ve tutuklanarak cezaevine yollanan Bahar Yalçınkaya’nın avukatı Murat Özen ise İsviçre’de 8 Kasım 2024 tarihinde Federal Mahkeme’de beş yargıçtan oluşan bir komisyon kurulduğunu bunların Türkiye’den gelenler için yeni kriterler oluşturduğunu kaydetti. 

Av. Özen, “Daha önce basına yansıyan bazı haberlere göre Türkiye’de sahte davalar açılmış ve bu evraklarla bazı iltica başvuruları yapılmıştı. Bunu gerekçe göstererek, iltica davaları yeterince incelenmeden ve hatta bazı dosyalardaki evraklara dahi bakmadan, kararlar verilmeye başlandı. Bu belgeleri inceleyip dosyayı mahkemeye gönderen kurum SEM (Devlet Göç İdaresi) o kadar özensiz inceleme yapmış ki, bana gelen bir iltica başvurusu kararında belgede Cumhurbaşkanına hakaret davası olmasına rağmen, örgüt davasıymış gibi yazılmıştı” dedi. 

Av. Özen’e göre geri gönderilmelerdeki bir diğer etken de Türkiye’de yürütülen ‘çözüm süreci.’  

ÇÖZÜM SÜRECİ DE ETKEN

Av. Özen, “Zira bu konunun gündeme gelmesinden bu yana geri göndermeler çok arttı. Önceden olmayan, kadın ve çocuk deportları (geri gönderme) sayısında dahi çok artış var. Müebbetle yargılananlar dahi geri gönderilme durumuyla karşı karşıya” dedi. 

Müvekkili Bahar Yalçınkaya’nın da bu olumsuz bakış açısı sonucu dosyasında ‘tutuklanma riski vardır’ uyarısı olmasına rağmen iki çocuğuyla birlikte Türkiye’ye deport edildiğini ve tutuklanarak cezaevine konulduğunu söyledi.  

GÖÇ POLİTİKASININ ESERİ

İsviçre’de yaşayan gazeteci Abidin Çetin ise İsviçre’de son günlerde kamuoyunun gündemine gelen deport etme durumu genel olarak Avrupa’nın göç ve iltica politikasındaki değişiklikten farklı ele alınamayacağını kaydetti. 

Çetin, “İsviçre insan hakları ve göç ile ilgili uluslararası anlaşmaları imzalamış bir ülke olmasın rağmen, sıklıkla bu tür hak ihlallerinin yaşandığı bir ülke durumunda. Sadece geri göndermeyle ilgili de değil bu durum. İltica kamplarında da çok kötü koşullar mevcut ve benzer sorunlar yaşanmaktadır. Diğer taraftan, özellikle de basına yansıyan ve yer yer kışkırtıcı bir dilin kullanıldığı, Türkiye’den alınan sahte belgelerle iltica müracaatları yapıldığı yönündeki haberlerin de bu olumsuz tablodaki rolü yadsınamaz. Oysa, iltica hakkı, bireysel bir hak. Önümüzdeki süreçte geri göndermelerin artarak devam edecek gibi” dedi.