Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan ne söyledi? Yeni Türkiye’yi kimler kuracak?
İki hafta önce Meclis’te oylanan koşullu af yasasının tartışmaları sürüyor. Özellikle YENİ Parti üzerinden ilerleyen evet-hayır değerlendirmeleri geçen hafta itibariyle yerini başka başlıklara devretti.
Sürecin sahada ilerleyişine dair tartışma sürüyor. İlk sonuçların bir dizi aşamadan geçtikten sonra alınacak olması takvim meselesini biraz öteledi. DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan ekim ayına işaret ederken iktidar sözcüleri de benzer bir yaklaşım sergiledi. Doğal olarak bu durum sahadaki tansiyonu düşürdü. Ama işin esasına dair tartışmayı engelleyemedi. Hatta Bahçeli ve Öcalan’ın geçen hafta itibariyle yaptıkları değerlendirmeler süreci başka bir boyuta taşıdı.
DEMOKRATİK TOPLUM VE YENİ CUMHURİYET
Hatırlanacağı gibi DEM heyeti af yasasının Meclis’e gelmesinden önce Öcalan’la 20 Temmuz ve 2 Ağustos’ta iki görüşme yapmıştı. Görüşmenin içeriğine dair bilgi yasa Meclis’ten geçtikten sonra kamuoyu ile paylaşıldı. Görüşme tutanakları önce bir internet sitesinde, ardından aynı gün Ruşen Çakır’ın Medyascope’ta “Türk solu Öcalan’ın ‘şerefli ortaklık’ önerisine ne cevap verecek?” başlığıyla sunduğu bir videoyla paylaşıldı. Dün DEM Parti'den her ne kadar "müdahale edildi" açıklaması geldiyse de metne dair yalanlama yapılmadı. Hatta bu notların çerçevesine dair yazılar Kürt medyasında yer buldu.
Notlarda yer alan tespitler içinde en çok Öcalan’ın YENİ Parti lideri Özel’e seslenirken kurduğu “demokrasinin yolu İmralı’dan geçer” sözü tartışıldı. Ama metinde üzerinde durulması gereken bazı başlıklar vardı ki önümüzdeki sürece dair daha fazla dikkati hak ediyordu. Öcalan’la yapılan görüşmenin tutanaklarında üzerinde durulması gereken en önemli başlık devam eden sürecin referansı ile silsile şeklinde ilerleyecek bir takvim önermesiydi. Buna göre önce yasanın onayı, ardından yeni anayasa, hemen sonrasında da yapılacak seçimlerle birlikte oluşacak yeni bir cumhuriyet... İlk başlık olan yasa onayı gerçekleşti, sıra yeni anayasaya geldiğini eş zamanlı olarak iktidar cenahından gelen açıklamalara bakarak da anlamak mümkün.
BAHÇELİ’NİN AKLINDA IRAK MODELİ Mİ VAR?
Cumhurbaşkanı Erdoğan Meclis’ten geçen yasayı “tarihi mutabakat” olarak selamladı. Erdoğan’ın Meclis’te alınan oya ilişkin “mutabakat” vurgusu önemliydi ve önümüzdeki günlerde çok fazla karşımıza çıkacağına hiç şüphe yok. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik meseleyi çok uzatmadan yeni anayasaya getirmeleri de takvime dair diğer bir net delil niteliğinde.
Aynı zaman diliminde konuyla direkt ilgisi yokmuş gibi görünen bir açıklama MHP lideri Bahçeli’den geldi. Bahçeli değerlendirmeyi yine Türkgün gazetesi üzerinden yaptı. Söyleşinin tamamını okuyunca hem Öcalan hem Erdoğan’la aynı konu üzerinde konuştuğu rahatlıkla anlaşılabiliyor.
Bahçeli, verdiği röportajda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne vurgu yaparak siyasi partiler ve seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Seçim sisteminde yapılacak değişime dair çok fazla ipucu vermese de önerinin rejimin tıkanan damarlarını açmaya yönelik olduğu anlaşılıyor. Bahçeli’nin yerel seçimleri de içine alan bir düzenleme talebini değerlendirirken, yaklaşık bir yıl önce Kürt ve Alevi cumhurbaşkanı yardımcılarının olduğu bir modele önerisini de akılda tutmak faydalı olacaktır. Anlaşılan o ki iktidar güçleri yüzde 50’lik seçim kazanma barajının olmadığı yeni bir yöntem düşünüyor. Bu düzenlemede yerel yönetimleri de kapsayacak şekilde etnik-dinsel temsil modelleri de masada olacak. Ama Bahçeli’nin, Irak-Lübnan modelinin Türkiye’ye uyarlanmış biçimini önerdiğini ifade etmek için yeterli veriye sahip değiliz. Bununla birlikte gündemde olmayan bir konu Bahçeli tarafından ifade ediliyorsa üzerinden atlanmaması gerekiyor. Hem de yasanın Meclis’ten geçmesinin Öcalan’ın notlarının kamuoyu ile paylaşılmasından hemen sonra yapıldıysa. Bu nedenle Bahçeli’nin önerisini Öcalan’ın notlarıyla birlikte bir kez daha okunmasında fayda var.
MUHALEFET NEREDE ‘DURALIM’ DİYECEK?
Kurgulanan yeni rejim sürecinin sorunsuz ilerlemesi için muhalefet alanının iyice daraltılması gerekiyor. Kürt siyaseti çözüm süreciyle “içeri” alınmaya çalışıldı, bu uğraş bugün de devam ediyor. Öcalan’ın aksine Kürt siyasetinin tam olarak ikna olduğunu söylemek için erken. Öte yandan Kürt siyaseti etrafında yer alan sol yapıların sürece dair rahatsızlığı her gün artıyor. Konu, yayınlarının en önemli başlığı hâline geldi. Öcalan’ın sola dair yaptığı “onurlu barış” çağrısı sürece destekten çok kafa karışıklığını artırdı ve eleştiri dozunun yükselmesine vesile oldu.
CHP butlana sürüklendi ama tam istenilen sonuç çıkmadı. YENİ Parti hâlâ önemli bir yer işgal ediyor ve Kılıçdaroğlu’nun aksine iktidar blokunun istediği noktada değil. Tüm bunlara rağmen hem komisyon hem Meclis oylaması sırasında muhalefetin verdiği destek tereddüt yaratmaya devam ediyor. Özü itibarıyla muhalefeti parçalayıp koltuğu sağlama almayı amaçlayan sürece hangi aşamada dur denilecek sorusu şu anda havada duruyor.
Yanıt bekleyen soru şu: Muhalefet; Erdoğan’ın iç cephe, Bahçeli’nin seçim sistemi, Öcalan’ın yeni anayasa tartışmalarına dâhil mi olacak yoksa kendine yeni bir yol mu arayacak?
BARACK’IN AÇTIĞI YOLDAN YÜRÜMEK
Tüm bu hamlelerden ve açıklamalardan çıkan sonuç yeni bir yönetim mimarisi için kolların sıvanmış olduğudur. Büyükelçi Barack'ın modern demokrasiler için uyarıda bulunduğu ve yetkilerin tek elde toplandığı, denetim mekanizmalarının işlevsizleştiği "seçimli monarşi" yapısı, Türkiye'de etnik ve dini kimliklerin sisteme eklemlenmesiyle tahkim ediliyor. Yüzde 50 barajının kaldırılması, eyalet benzeri yerel temsil modelleri veya mezhepsel-etnik kotalar üzerinden kurgulanan bir sistemle otoriter rejimin ömrünü uzatma stratejisidir. Akıldan geçen bu yeni modelde meşruiyet, dinsel ve etnik dengeler üzerinden dağıtılırken yapının demokratik omurgası tamamen felç edilecektir. Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan’ın Ortadoğu merkezli ortak değerlendirmeleri tam da Barack’ın önerdiği modelin yolunu açabilir.
Türkiye, yol ayrımında. Ya demokratik bir cumhuriyeti kurma yolunda ilerleyecek ya da etnik-dinsel kotalarla maskelenmiş tek adam monarşisinin açtığı yolda yürümeye devam edecek. Karar anı yaklaşıyor.
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz