Eğitimde ‘yarım insan’ düzeni
HABER MERKEZİ
Ülke genelinde yaklaşık 200 bin eğitim emekçisi, MEB bütçesi üç katına çıkarken ‘yarım insan’ statüsüne itildi.
EMEK-AR’ın Ağustos 2026 raporu, aynı işi yapmalarına rağmen kadrolu meslektaşlarından koparılan ücretli öğretmenlerin ve "tasarruf" adı altında sistem dışına itilen usta öğreticilerin yaşadığı derin güvencesizliği gözler önüne seriyor. Emek Araştırmaları Derneği’nden (EMEK-AR) Sercan Çelik imzalı araştırma, kamu kaynağı transferlerini de inceliyor.
Eğitim sisteminde güvencesiz çalışma artık geçici bir uygulama olmaktan çıktı. Ücretli öğretmenlik ve usta öğreticilik üzerinden yüz binlerce eğitim emekçisi düşük ücret, eksik sosyal güvence ve işsizlik tehdidiyle çalıştırılıyor. Raporda, "Ücretli öğretmenlik uygulaması, başlangıçtaki ‘geçici boşlukları doldurma’ amacından saparak öğretmen emeğini ucuzlatmanın temel stratejik aracına dönüşmüştür. Atama bekleyen 600 bin öğretmen varken bu sistemin sürdürülmesi siyasal ve ekonomik bir tercihtir" tespiti yer aldı.
86 BİN ÖĞRETMENİN GÜVENCESİ YOK
2024-2025 eğitim-öğretim yılı verilerine göre 78 ilde 86 bin 136 ücretli öğretmen görev yaptı. Buna karşın yalnızca 75 ilde 100 bin 541 öğretmenlik norm kadro ihtiyacı bulunuyor. Atama bekleyen yüz binlerce öğretmen olmasına rağmen açığın ücretli öğretmenlerle kapatılması, güvencesiz istihdamın eğitim sisteminin kalıcı bir parçasına dönüştüğünü gösteriyor.
Ücretli öğretmenler ise yaptıkları iş karşılığında kadrolu öğretmenlerle aynı haklara sahip değil. 2026 yılı başında ders saati ücreti 167 TL olan ücretli öğretmenler, haftada 15 saat dersle ayda yaklaşık 15 bin TL gelir elde edebiliyor. Haftalık ders yükü 30 saate çıktığında dahi gelir yaklaşık 30 bin TL düzeyinde kalıyor.
Rapora göre sistemde görev yapan yaklaşık 90 bin öğretmenin 40 bini eğitim fakültesi mezunu değil. Yaklaşık 9 bin öğretmen ise ön lisans mezunu. AKP iktidarı bir yandan öğretmenlikte niteliği artırma söylemiyle Eğitim Akademileri’ni meşrulaştırmaya çalışırken diğer yandan eğitim hizmetini güvencesiz ve düşük ücretli emek üzerinden sürdürüyor. Bir ücretli öğretmenin rapora yansıyan “Parası, sigortası, itibarı her şeyi yarım. Yarım insan gibiyiz yani” sözleri ise tablonun özeti niteliğinde.
Güvencesiz çalışma koşulları yalnızca öğretmeni değil öğrenciyi de etkiliyor. Özellikle küçük yaş gruplarında öğretmenle öğrenci arasında kurulması gereken güven ilişkisi, sürekli öğretmen değişimi nedeniyle zayıflıyor. Her eğitim döneminde yeni öğretmenlerle karşılaşan çocukların yaşadığı durum, sistemin eğitim üzerindeki tahribatını da görünür kılıyor.
USTA ÖĞRETİCİLERİN YARISI İŞSİZ KALDI
Güvencesiz istihdamın bir diğer ayağında ise halk eğitim merkezlerinde çalışan usta öğreticiler bulunuyor. Yaygın eğitim faaliyetlerinin yüzde 94,8’i usta öğreticilerin emeğine dayanırken “tasarruf” adı altında getirilen ders saati kotaları on binlerce eğitim emekçisini işsiz bıraktı. 7 Ağustos 2024 tarihli kota kararının ardından usta öğretici sayısı 2023’teki 196 bin 741’den 2025’te 107 bin 348’e geriledi. Böylece iki yılda usta öğretici sayısı yüzde 45,4 azaldı. Aynı dönemde açılan kurs sayısı 623 bin 588’den 326 bin 744’e, kursiyer sayısı ise 11 milyon 587 bin 174’ten 8 milyon 105 bin 332’ye düştü.
***
TASARRUF HALK EĞİTİMİNE KAYNAK VAKIFLARA
Eğitimde kaynak yetersizliği gerekçesiyle güvencesizliğin büyütüldüğü dönemde MEB bütçesindeki artış ise dikkat çekiyor. 2023-2025 arasında MEB bütçesi yüzde 233,5 artarak 1,4 trilyon TL’ye yükseldi. Buna karşın halk eğitiminden sorumlu Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün MEB bütçesi içindeki payı yüzde 3,25’ten yüzde 1,64’e geriledi.
Bütçe kaynaklarının kullanımındaki tercih vakıf aktarımlarında da görülüyor. Türkiye Maarif Vakfı’na 2024’te 5,7 milyar TL, 2025’te 6,77 milyar TL aktarılırken 2026’nın ilk yarısında Yunus Emre Vakfı’na aktarılan kaynak 1,12 milyar TL’ye ulaştı.
Öğrenci ve kursiyer başına düşen kaynaklar arasındaki fark ise bütçe tercihini daha açık hale getiriyor. Yurt dışında yaklaşık 55 bin öğrenci için faaliyet yürüten Maarif Vakfı’nda öğrenci başına düşen kaynak 103 bin 191 TL olurken, Türkiye’deki yaklaşık 8 milyon halk eğitim kursiyeri için bu tutar 2 bin 988 TL düzeyinde kalıyor. Böylece Maarif Vakfı’nda öğrenci başına ayrılan kaynak, halk eğitimindeki bir kursiyer için ayrılan kaynağın 34,5 katına çıkıyor.
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz