Figürler, figüranlar, akıl almaz iftiralar

BirGün muhabiri Ebru Çelik’in Kılıçdaroğlu’nun rozet takma törenine 950 liralık ücret karşılığı cast ajansından figüranların getirildiğini ortaya çıkarması son dönemin en büyük haberi oldu. Ebru, eşine az rastlanır bir gazetecilik başarısına imza attı, kendisiyle ne kadar gurur duysak az. Haber, tekniği itibarıyla öylesine sağlam ve içeriği bakımından o denli ilgi çekiciydi ki memleketi bir anda etkisi altına aldı. Duymayan, görmeyen, konuşmayan kalmadı.

Haberin yayınlandığı ilk dakikada CHP’deki mutlak butlan yönetiminin yapması gereken tek bir şey vardı: Özür dilemek ve sorumlulara gereken cezaların verileceğini söylemek. Bu kadar. Ancak hiç yapmamaları gereken bir şeyi yaptılar. Ağrı Dağı kadar gerçek bir haberi, “zinhar böyle bir şey yok” diye yalanlamaya çalıştılar. Yetmedi, üstüne bir de Ebru’ya ve BirGün’e iftira atmaya kalktılar. Sadece resmi ağızlardan değil, sosyal medyadan da çirkin bir kampanya harlamaya çalıştılar. Elbette rezillikleriyle kaldılar. Tutup bir de suç duyurusunda bulundular.

Krizi nasıl yöneteceklerini öylesine bilmiyorlardı ki her yeni bulguda ortaya yeni bir teori attılar. Önce “Asla figüran yok” dediler, sonra figüranların geldiği artık ayan beyan ortaya çıkınca, bu kez “Bize komplo kuruldu” demeye başladılar. En son da işi Özgür Özel’e yıkmaya çalıştılar. Ajans sahibinin açıklamasında geçen “Samet’e destek verdim” ifadesindeki Samet’in, Özel ile yakın olduğunu iddia ettiler. Fakat sonradan o Samet’in, Gürsel Tekin’in yakınındaki kişilerden biri olduğu anlaşıldı. Samet’i feda etmeyi planladılar ancak yine gerçeğin barajına takıldılar.

Cumartesi gününden beri akıl almaz iftiralar duyuyoruz. Suçüstü yakalanma halinin yarattığı çaresizlik insana neler yaptırıyor. Panik, aklı bu kadar sabote edebiliyor ne yazık ki. Gürsel Tekin, haberimizin ardından kameraların karşısına çıkıp bizi kendisine “FETÖvari tezgâh kurmakla” suçladı. “Şeytanın aklına gelmeyecek” bir şey yapmışız! Yani törene figüran taşımak değil de bizim bu skandalı ortaya çıkarmamız “şeytanın aklına gelmeyecek şey” oluyormuş. Pek tekin bir bakış açısı değil ama kendi bilir tabii…

Öte yandan Gürsel Tekin’in BirGün’ü FETÖ üzerinden vurmaya yeltenmesi komik olmasının yanında enteresan. Çünkü bu yapının lideri Fetullah Gülen’in yaşadığı bir sağlık sorunu sonrası Ekim 2013’te Zaman gazetesine verdiği ilanda teşekkür ettiği isimlerden biri de dönemin CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’di. Malum, o zamanlar Tekin’in genel başkanı da Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Şimdi Tekin gelmiş bize “FETÖvari tuzak” göndermesi yapıyor. Biz de kendisine gecikmiş bir “Başın sağ olsun” mesajı yollayalım öyleyse!

Yanlış anlaşılmasın, ortada iktidarın devasa sorumluluğu varken Tekin’i FETÖ’cülükle suçlayacak değiliz. Ancak Gülen’e geçmiş olsun dileklerini iletmiş ve kendisinden teşekkür almış biri de bizim gibi bir kuruma FETÖ üzerinden yüklenmesin bir zahmet. Ayrıca her sıkıştığında FETÖ kartına sığınanlar bu çetenin nasıl bir virüs olduğunu hâlâ idrak edebilmiş değil. FETÖ, gerçek delil kullanmazdı; sahte, uydurma, yerleştirilmiş deliller üretip bunlar üzerinden sözde hukuki kurgular yapardı. Kumpas davalarını da böyle yürütürdü. Bizim haberimiz ise belgelidir, kanıtlıdır ve köküne kadar gerçektir. Önce bu farkı öğrenin.

Akla ziyan iddialardan biri de BirGün’e ödendiği söylenen para… Kendimizi “el insaf” demekten alıkoyamıyoruz. Belge diye gösterdiği şeyin bir Excel dosya çıktısı olması bir yana, para diye diline doladığı meblağ da 3 yılda 3,5 milyon TL. Bu kadar mı çaresiz kaldınız? Başka hiçbir şey bulamadınız da bu tutara mı sığındınız? Bahsettiğiniz para orta ölçekli bir kurumun çalışanlarına bir ayda yaptığı maaş ödemesi kadar. Bu parayla bir medya organına iftira atabileceğinizi mi düşündünüz? Siz muhalif kitleleri aptal mı sanıyorsunuz?

BirGün’ü kimsenin hiçbir şekilde satın alma şansı yok ama bu paralarla kendini satmaya meyilli bir medya organına ancak çeyrek sayfa haber yaptırabilirsiniz. İstanbul’da kömürlük almaya yetmeyecek paralarla tertemiz gazetemizin itibarını karalamaya çalışıyorlar. Bir yandaş medya kanalında bile bu yalanı duyan bir yorumcu araya girme ihtiyacı hissederek “Milyon değildir o, milyardır” dedi. Çünkü yandaşların bile butlancılara kıyasla bir akıl süzgeci var. Abdülkadir Selvi’yi bile çileden çıkaran bir dünyadan kopukluktan bahsediyoruz.

Bugün açılan soruşturma kapsamında “şüpheli” sıfatıyla basın savcılığına ifadelerimizi veriyoruz. Aslında bizim açımızdan ortada şüpheli bir vaziyet yok. Ne BirGün, muhabiri Ebru Çelik’in haberinden şüphe ediyor ne de halk BirGün’ün dürüstlüğünden… Haberimizin ardından toplumun gösterdiği teveccüh bizim için en büyük ödüldür. Patronsuz bir gazete, ayakta kalmaya işte böyle devam ediyor. Birileri figüranlarla ve iftiralarla siyasetçilik oynamaya devam etsin, biz memleketin yararı için gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz.