CHP dönüşüyor-3: Sıfat suretten koparken…

Aynı başlıklı bu üçüncü yazı, CHP'nin üye ve örgüt iradesini temsil eden kadroların yeni parti kurma sürecinde kaleme alınıyor. 

CHP'nin tarihsel belleği ile siyasi varlığı, şekli/formel varlığından ayrışıyor; sıfat suretten kopuyor. Bu, daha önceki hiçbir siyasi partinin ayrılma-bölünme vakıasıyla kıyaslanabilir değildir. 

CHP'deki varlığı şekil şartından ve bir atımlık kasadan ibaret olan Butlancı ekibin siyasi etki yaratabilmesi, ancak Saray Rejiminin üstleneceği bir maliyetle mümkün olacaktır. Yandaş medya ve kadro desteği bu hız ve bonkörlükle sürerse, şekli CHP oy desteğini yalnızca Cumhur İttifakı'ndan almakla kalmayacak; sahada Özel ve arkadaşlarının başlattığı hareketin hem çeperini genişletecek hem iç tutunum hatlarını pekiştirecektir. 

AHLAKİ ÖFKE SİYASALLAŞIRKEN

Bu iddialı öngörülerin kanıtı sokakta; yoğun halk ilgisinde, Özgür Özel'e “bir şeyler oluyor, görüyor musunuz?” dedirten sosyolojidedir. Emeği değersizleştirilen, sosyal statüsü geriletilen ve iradesi gasp edilerek memleketinde mülteci haletiruhiyesine itilen insanların yıllardır vicdanlarında biriktirdiği ahlaki öfke, hızla siyasallaşmakta ve kolektif bir reddiyeye dönüşmektedir. Şimdi ise CHP'nin tarihsel belleği ve siyasi-örgütsel varlığının, nasıl bir surette yeniden tüzel kişilik kazanacağı tartışılıyor. 

KURTULUŞU ÖRGÜTLEYENLER

Sol liberal kalemlerden heyecanlı değerlendirmeler okuyoruz. Bugünkü despotik rejime sundukları entelektüel katkının ve meşrulaştırıcı etkinin mahcubiyetinden kurtuldukları anlaşılıyor. Hazır kopuş yaşanmışken “şu sıfatı da değiştirsek, Atatürk'ü, 6 Ok'u, Devletçiliği vb. ötelesek” görüşündeler. Hedefleri, ANAP ya da AKP gibi farklı eğilimleri bünyesinde birleştiren yeni bir merkez parti. Üstelik bu değerlendirmeler, İmamoğlu-Özel yoldaşlığının önemini gözetmeden yapılabiliyor; kendi önerilerinin İmamoğlu'ndan, CHP mirasına sahip çıkma isteğinin ise Özel'den geldiği ifade ediliyor. 

Oysa her iki isim de particilik oynamıyor; biri seçim güvenlik ağı için “Türkiye Cumhuriyeti Muhafızları” adıyla 1 milyon kişilik bir örgütlenme çağrısı yaparken, diğeri “ateşten gömlek giydik” diyor. Bu ikili, öncelikle şunun farkındadır: CHP gibi Türkiye ortalamasını temsil eden geleneğin temsilcilerine düşman ceza hukuku uygulandığı koşullarda ihtiyaç, en çok oyu almanın amaç değil sonuç olacağı örgütlenmededir. Seçimlerin bakkal hesabını gerektirdiği zamanlar geride kalmıştır. Ana akım siyasetin bu alışkanlığını “farklı eğilimleri birleştiren merkez parti” önerisiyle dillendirenler bilmelidir ki, bugünün Türkiye'sinde bu “mühendislikle” sadece yamalı bir bohça imal edilmiş olur. 

HALKTAKİ ATATÜRK İMGELEMİ VE YENİ PARTİ

Sayın Ekrem İmamoğlu'na herhalde “Cumhuriyet Halk Partisi'nde Yeni Örgütlenme Dinamikleri: Katılım ve Motivasyon Araştırması” başlıklı rapor ulaştırılmıştır. 19 Mart Yargı Darbesi'ni izleyen iki ay içinde CHP tarihinin en büyük üye patlaması yaşandı: 405.444 yeni üyeyle toplam üye sayısı 2 milyona yaklaşmıştı. “Hangi motivasyonla üye oldunuz” sorusuna 2025 üyelerinin “büyük ölçüde” ve “kısmen” yanıtlarının toplamı olarak %96,1'i “Atatürk'ün partisi olmasını”, %95,3'ü “sosyal demokrat dünya görüşünü”, %93,5'i “6 Ok İlkelerini” ve %91,6'sı ise “güncel siyasal mücadeleyi” işaret etmiştir. 

Türkiye halkı Atatürk'e baktığında, hurafelere sırtını dönmüş, bilimi ve sanatı baş tacı etmiş, evrensel değerlerle barışık bir bütün görüyor. Ben buna kısaca Folk-Kemalizm diyorum. Atatürk'ü Resmi İdeoloji kalıbından ibaret gören kimi akımlar, Türkiye halkındaki Atatürk imgeleminin sırrını çözemiyor; bu durumu devletten topluma zerk edilen bir beyin yıkama işlemine indirgiyorlar. Oysa Atatürk dönemi Türkiye'sine atfettiklerini, AKP fazlasıyla ve daha uzun süredir yapıyor. Dindar nesil yetiştirmek ve resmileştirdikleri Yeni-Osmanlıcılık değerleriyle toplumu endoktrine etmek için denemedikleri araç kalmadı, ama sonuç alamıyorlar. 

İKTİDAR İKTİDAR (DA…)

Türkiye halkının zihniyet haritasında baskın olan Folk-Kemalist norm ve değerler, sınıf içerikli ahlaki öfkenin hangi kod ve sembollerle siyasallaşacağını da şekillendiriyor. Siyasallaşan bu toplumsal dinamik, Türkiye halkının özgür yurttaşlar olarak insan onuruna yakışır yaşam arzusunun ifadesidir ve -Özgür Özel'in terimleriyle- “AK Parti'nin kara düzeninden kurtuluş” için yola koyulmuş görünüyor. Nitekim “yolumuz iktidar yoludur” diyen Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Anıtkabir ziyaretlerinin ardından tanımladığı siyasi hedeflerle dolaylı yoldan asli kurucu iktidarı amaçladıklarını ima etmiştir. Birinci Meclis'i, yalnızca açılış seremonisi değil, siyasi anlamıyla da referans aldıkları anlaşılıyor. Mustafa Kemal ve arkadaşları için Büyük Millet Meclisi “müessisan” (kurucu) meclistir ve meşruiyetini Payitaht'tan değil, Anadolu ve Trakya'daki Kongre hareketlerinden almıştır. 

Önümüzdeki süreçte yanıtı beklenen soru şudur: Meşruiyetini halktan/milletten alan asli kurucu iradenin örgüt biçimi ile Yeni Parti'nin örgütlenme süreci arasındaki etkileşim nasıl gerçekleşecektir?