Beşiktaş davul zurnayla
Futbol denen güzel oyunun şöyle, şaşmaz ve tabii ki acımasız bir kuralı var:
"Atamayana atarlar."
Geçen hafta İstanbul'da, İnönü'de Olaitan'ın topu Midtjylland ağlarına yollayamadığı 2 mutlak pozisyonu konuştuk hep. Maç çıkışında herkes Beşiktaş'ın oynadığı futbol ve Orkun'un harika golü kadar, bu pozisyonlardan sözediyordu.
Ortak görüş, "Bunları atabilseydik, Danimarka'da işimiz çok kolay olurdu. Ama şimdi rövanşta rakip bu kadar kolay teslim olmayabilir" şeklindeydi.
Rakibin teslim olması sadece İstanbul'da kırmızı kartla 10 kişi kalmaları nedeniyle değildi. Beşiktaş da konuk takıma alan bırakmamış, sahasına sokmamış ve en önemlisi de "hızlı ve toplu" çıkışlarla rakibi bunaltmıştı.
Zaten geçen maçın yazısında da "Özlediğimiz futbol bu işte" demiştik.
Geçen sezonların Beşiktaş oyunundan çok farklı hüviyette bir oyundu bu.
İkinci ayağa başlar başlamaz Midtjylland'ın atak hızlı ve baskılı oyunu, adeta "Bu sefer sıra bizde" mesajıydı.
İstanbul'da Beşiktaş'ın sol kanadındaki Rıdvan'ı eleştirmiş, "Avrupa'da geçirdiği bir yılda üzerine hiçbir şey koymamakla" suçlamış ve eklemiştim:
"Ben rakibin yerinde olsam, Beşiktaş'a oradan yürürdüm" bile demiştim.
Nitekim bunu yaptılar.
Ama sadece oradan da değili, göbekten de sıkça geldiler Beşiktaş'ın üzerine. Son vuruşlarında etkili olabilseler, ilk yarıda ipi koparabilirlerdi.
Ama ilk maça oranla daha tutuk görülen Beşiktaş rakibi karşılamada biraz daha dağınık görüntü verdi.
Baskıyı kırdığı anlarda da ev sahibi ekibin üzerine gidip gol şansları buldu.
Olaitan yine çok önemli bir topu harcamasa, Cerny de gelen fırsatı daha akıllı değerlendirebilse, herşeye rağmen ilk yarıda deplasmanda "işi bitirmesi" işten bile değildi.
İleride Beşiktaş'ın tek gol umudu Oh'a alan bırakmayan rakip takımlar, geçen sezon olduğu gibi, Beşiktaş'ı gol orucuna mahkum edebiliyorlar.
Teknik Direktör Vincenzo İtaliano'nun buna mutlaka çözüm üretmesi gerekiyor.
Bunun için on milyonlarca Euro'nun da yetmeyeceğini "Mo Salah transferi hikayesi"nde görmüş olduk. Eh, golcü de "köşedeki markette" kiloyla satılmıyor. Herkes hesaplı fiyata golcü arıyor bu dünyada. Pahalısı da kendini "pahalıya satıyor" Salah örneğindeki gibi.
Beşiktaş, Danimarkalı rakibini ikinci yarının hemen başlarında aynı İstanbul'da olduğu gibi 10 kişi bırakmayı başardı. Erlic, 53'te takımını 1 kişi azalttı.
Akabinde Beşiktaş, bulduğu cesaretle rakip kaleye yüklendi ve 2 fırsatı peşpeşe harcadı.
Ama bir türlü, İstanbul'daki kendinden emin ve çok organize oyunu yakalayamadı Beşiktaş.
Tribünde de, TV başında da, yedek kulübesinde de, sahadaki oyuncuların kafasında da hep aynı soru ve endişe ile gidiyordu maç:
"Atamayana atarlar kuralı çalışır mı?.. Ah be Olaitan!.."
Derken...
70'nci dakikada Cerny'nin yerine oyuna alınan Rashica girer girmez topa ilk dokunuşunda kaleciyi avlayarak Beşiktaş'a deplasmanda 1-0 (toplamda 2-0) üstünlüğü getiriverdi. Golün asistinin ise, 2 maçta 3 kez saç - baş yolduran Olaitan'dan gelmesi tarihin garip bir cilvesiydi.
Olaitan az sonra yerini Hacıahmetoviç'e bırakırken, bir zamanlar orta sahada göz dolduran ama nedense Beşiktaş'ın dışlayıp unutturduğu bir adamı yeniden görmek hoşuma gitti, açıkçası... Oynadığı dönemde iyi işler yapmıştı Bosnalı oyuncu.
Tam bunun tadını çıkarırken, sol kanattan aniden ceza alanına giren İlhan düşürüldüğünde, herkes, "Orkun bu penaltıyı gol yapar ve maç kopar" demeye başlamıştı bile...
Orkun riskli bir plaseyle 76'ncı dakikada kalecinin atladığı köşeye bıraktı topu.
Deplasmanda işi bitiriyordu Kara Kartal. 2-0
Penaltı sonrasında, adeta "İnönü'deki topu" oynamaya başladı Beşiktaş.
Rahat, kendinden emin, cesur ve akıllı top oyunu.
Bu kez, ilk yarıdaki baskısına rağmen işi bitiremeyen Danimarka ekibinin kabusu haline geldi o meşhur düstur:
"Atamayana atarlar..."
86'da İlhan ve Oh çıktı, Yasin ve Mustafa girdi oyuna.
Vincenzo Hoca, "Taze ve dinlenmiş 2 çift ayakla" devam ederek, bitiş düdüğüne ulaşmayı hedefliyordu.
Sonuçta İstanbul'un Kara Kartalı, kazançlı bir 180 dakika ile turu oldukça rahat geçerek evine dönüyordu.
Hem de 3 golle.
Hayırlı olsun.
Sıradaki rakip gelsin.
Yanıtlar (0)
Cevap Yaz